Güzelce ayıklandık ve pişirildik. Kızarmış tavuktan halliceyiz. Gittik ve geldik. Bir haftada bunalım ötesi... Çok sıcak, bir yandan da fön gibi bir rüzgar. İki saniye içinde saçlar kuruyor. Gerçi eşzamanlı olarak içimiz de kuruyor gibi.
Deniz'in yüzündeki diş izleri hala geçmedi. Yanınca bir de koyu bir mor gibi bir hal aldı. Her gören ve her seven bir posta 'noooldu senin yanaaana bakııım?' diye sordu, Deniz bunaldı.
Yolda gördüğü herkesin adını sorup arkadaş aradı iki gün. İkinci gün Zeynep ve Melis'le arkadaş oldu. Birlikte yüzdüler, yüzerken Deniz denize şarkılar yazdı: 'İçinde balıklaal vaaaal, beyaz beyaz dalgalalıın vaaal, ne güzelsin deniiiizzz'
Bir gün de küçük kuzeninde kaldık. Görür görmez: 'Hatılladın mı ben senin eski alkadaşın deniz' diye kendini hatırlatmaya çalıştı. Biz dönüyoruz diye yüzünü buruşturan minik kuzenini de telkin etti: 'Böyle alkadaş olmak oynamak çok güzel ama ben evimi özledim, şimdi dönmem gelekiyol'. O da ona: 'Oççakaal' dedi. Mutlu mesut ayrıldık.
Ankara'mın gözünün yağını yiyim.
Sıcak da olsa nefes almak hala mümkün.
Deniz'in yüzündeki diş izleri hala geçmedi. Yanınca bir de koyu bir mor gibi bir hal aldı. Her gören ve her seven bir posta 'noooldu senin yanaaana bakııım?' diye sordu, Deniz bunaldı.
Yolda gördüğü herkesin adını sorup arkadaş aradı iki gün. İkinci gün Zeynep ve Melis'le arkadaş oldu. Birlikte yüzdüler, yüzerken Deniz denize şarkılar yazdı: 'İçinde balıklaal vaaaal, beyaz beyaz dalgalalıın vaaal, ne güzelsin deniiiizzz'
Bir gün de küçük kuzeninde kaldık. Görür görmez: 'Hatılladın mı ben senin eski alkadaşın deniz' diye kendini hatırlatmaya çalıştı. Biz dönüyoruz diye yüzünü buruşturan minik kuzenini de telkin etti: 'Böyle alkadaş olmak oynamak çok güzel ama ben evimi özledim, şimdi dönmem gelekiyol'. O da ona: 'Oççakaal' dedi. Mutlu mesut ayrıldık.
Ankara'mın gözünün yağını yiyim.
Sıcak da olsa nefes almak hala mümkün.

