Almaya gittim Deniz'i anaokulundan. Beni görür görmez:
'Çoban ben Cem'e aşık oldum'
'Nıeaeah?'
'O çok güzel giyinmişti bugün. Ayıcıklı ayakkabileli valdı'
'Aaa yaa? Ne hoş' (hhırrrr..ınnghhhmm!)
'Onun kaç yaşında olduğunu solucam, o da bana döt (dölt), beş, altı bişii diicek. Sonla büyüycez büyüycez büyüyceeaaaz, bilbilimize aşık olucaaaz. Sonla evlenicez. Böylelikle sen anane olucaksııın, yoort da dede olucak tabi ki. Yavlulalımız olucak çünkü. Onlalla bööle bıdık bıdık diye oynicaaaz. Sıkıştılıcaz onlalı..'
'Ehi ehi, şimdi sen göster bakiim kameradan bana kimmiş bu cem'
'Bak şulda yatıyo işte'
Öğretmen: 'O Damla, Deniz'cim'
'Yok yok şuldaki'
Çoban: 'Yavlum o yastık, yastığa aşık olmuş olabilir misin? neniheh'
İşte bu noktada dilimin ucuna geleni söylememem konusunu hatırladım ama cümle ağzımdan çıkmıştı bi kere.
'Hayıl, ben yastığa aşık falan olmadım!'
'Afedersin. Seninle dalga geçmek istememiştim.'
'Dalga geçiyosun benimle'
'Hayır, aslaa. Ben sadece bi şaka yapiim demiştim ama çok uygunsuz oldu, özür dilerim'
'Bi daa yapma'
'Tamam, söz.'
'Bugün Cem çok üzgündü. Ben onunla ilgilendim. Yemekte konuştum onunlaaa, sonla salıldııım'
Çoban: 'Öğretmen hanım, şu Cem'i bi görebilir miyim?' (Iıınghhhh)
Öğretmen fısıltıyla: 'Valla gösteriirdim ama Cem diye biri yok ki'
Olay tam bir muamma.
Yolda:
'Çoban bu gece Cem'i evimize davet edelim. Ona bi ziyafet çekeliiim. Sonla da benim odamda yatalım uyuyalım'
İİİiiiiiiiinnnggg...
'Çoban ben Cem'e aşık oldum'
'Nıeaeah?'
'O çok güzel giyinmişti bugün. Ayıcıklı ayakkabileli valdı'
'Aaa yaa? Ne hoş' (hhırrrr..ınnghhhmm!)
'Onun kaç yaşında olduğunu solucam, o da bana döt (dölt), beş, altı bişii diicek. Sonla büyüycez büyüycez büyüyceeaaaz, bilbilimize aşık olucaaaz. Sonla evlenicez. Böylelikle sen anane olucaksııın, yoort da dede olucak tabi ki. Yavlulalımız olucak çünkü. Onlalla bööle bıdık bıdık diye oynicaaaz. Sıkıştılıcaz onlalı..'
'Ehi ehi, şimdi sen göster bakiim kameradan bana kimmiş bu cem'
'Bak şulda yatıyo işte'
Öğretmen: 'O Damla, Deniz'cim'
'Yok yok şuldaki'
Çoban: 'Yavlum o yastık, yastığa aşık olmuş olabilir misin? neniheh'
İşte bu noktada dilimin ucuna geleni söylememem konusunu hatırladım ama cümle ağzımdan çıkmıştı bi kere.
'Hayıl, ben yastığa aşık falan olmadım!'
'Afedersin. Seninle dalga geçmek istememiştim.'
'Dalga geçiyosun benimle'
'Hayır, aslaa. Ben sadece bi şaka yapiim demiştim ama çok uygunsuz oldu, özür dilerim'
'Bi daa yapma'
'Tamam, söz.'
'Bugün Cem çok üzgündü. Ben onunla ilgilendim. Yemekte konuştum onunlaaa, sonla salıldııım'
Çoban: 'Öğretmen hanım, şu Cem'i bi görebilir miyim?' (Iıınghhhh)
Öğretmen fısıltıyla: 'Valla gösteriirdim ama Cem diye biri yok ki'
Olay tam bir muamma.
Yolda:
'Çoban bu gece Cem'i evimize davet edelim. Ona bi ziyafet çekeliiim. Sonla da benim odamda yatalım uyuyalım'
İİİiiiiiiiinnnggg...
