23 Aralık 2007

Terazi Lastik cimnastiik

Tüm cd'lerimizi bilgisayara aktarma çabasına girdiğimizden beri pek hoş oldum. Bunun için bayramı beklemedik ama bayram da arada bu şekilde arada kaynamış oldu. 
Uzun zamandır dinlemediğim çok albüm. Çok şarkı. 
Aaney, anaa , ooo, aaa,   aktarıldılar. Uğurlu olsun. Hayırını bilemem. 
Cem Karaca.. Çoğu, nikahımızdaki şarkısı dahil hemen hepsi. Hatırlarsa bi yaseminliçay hatırlar. Bi de üstüne, ayrı bir his beslediğim Niyazi Köfteler'i.....
Mesela Deniz'e, niçin adının Deniz olduğunu anlatmaya kalkmamışız daha önce. Sonra anlattık, canım kızım, güzel kızım, adı denizden gelen kızım şarkısını dinlettik. (Deniz de aynı gün içinde niye adının deniz olduğunu tüm yabancılara anlattı.)
The Commitments filminden A.Strong'un seslendirdiği tüm şarkılar, özellikle Mustang Sally ve Dark End of the Street ve Try a Little Tenderness. 
Münir Nurettin'in canlı albümlerinden çoğu, en çok Hatırla Maziyi gibi. 
Çok genç müteveffa, Türkiye'nin güzel tenörlerinden, Ömer Yılmaz'ın ardıçtandır guyuların govası. 
Ezginin günlügü aykız
Roxanne'in (Sting) G.Michael versiyonu. 
Blues Traveller, Lou Reed ve Lyle Lovett aaa ne çok şey varmış dinleyecek. 
Kutlu bayramlar olsun. 

10 Aralık 2007

Şamar Çobanı

Çokbilmiş bir yorum yapmam gerekirse yeni annelere, 'tutarlı olun yoksa birkaç sene sonra zılgıt yersiniz' diyeceğim.
Deniz bugün bana şunu dedi kırgın-azarlar bir ses tonuyla:
'Bilaz önce yapamazsın diyoldun şimdi izin veliyolsun... İnanılmaz! '
Buyrun sol yanağımı da döndüm. Haksız değil de, nebiliiim.. 
Aynı evde olup, oynamasak da sesini duymak farklı, tüm gün sesini duymayıp gece 2-3 saat sesini duymak çok farklı.
Sanırım bloga devamlı deniz yazmam da bu özlemin tezahürü.

4 Aralık 2007

Tersine rüya...

Yalın gece billlüla göldüm. Muftakta sükülbe üstüme geliyoldu. Lüften gelme dedim. Dinlemedi beni. Tuatete kaçtım. Sonla gitti ben de senin odana gidip bil tane hıtka aldım kendime. Sonla teklal çıktı sükülbe, senin hıtkanı güp diye içine çekti. Ayakkabimi de aldı. Evimizin dikkötket odalali val, balkondan düşeliz diye kulplalı val kenallaldaymııış
Ben inşaat ediyolmuşum veee iki tane baca yapiyolmuşum. Evi becelme konusunda yaldım ediyolmuşsun banaaaaa.....
Meali:
Dün gece bir rüya göldüm. Mutfakta süpürge üstüme geliyoldu. Lütfen gelme dedim. Dinlemedi beni. Tualete kaçtım. Sonra gitti ben de senin odana gidip bil tane atkı aldım kendime. Sonra tekrar  çıktı sükülbe, senin atkını hüüp diye içine çekti. Ayakkabımı da aldı. Evimizin dikdörtgen odaları var, balkondan düşeriz diye kulpları var kenardaymış.
Ben inşaat ediyormuşum veee iki tane baca yapıyormuşum. Evi becerme konusunda yardım ediyomuşsun banaa...

3 Aralık 2007

Yeni insan manzaraları - kendim ettim kendim buldummm

Normalde on dakikada gidebileceğim yeni işyerime sabah 45 dakikada gittim. Yolda kaza mı vardı neydi bilemiyorum. Yarın da geç gidersem anlayacağım normal sabah trafiği olup olmadığını..
Gittim bir sözleşme imzaladım. Sonra bir kısa oryantal sunum izledim. Oryantasyon diyorlarmış..
Sonra tüm katları ve bölümleri kapı kapı dolaştık. İki çeyiz bohçam olsa zengin olurdum. Bir bölümde bir kızla gözgöze geldik. Meğer benim eski işyerimde çalışan bir kızmış. Nerden tanışıyoruz diye sormak zorunda kaldım. Yalanı beceremem. Bunun üzerine o da intikam amaçlı olsa gerek senin adın neydi pardon dedi. Ehehe.
Sonra bölümüme teslim tesellüm oldum.
Memur kılıklı insanların da olduğu memur kılıklı odaların aslında teknoloji performansı pek iyiydi.
Masamda laptopum beni bekliyordu. Her türlü hesabım açılmış, telefon bağlantım hazırdı.
Oturur oturmaz ilk e-mailimi okudum.  Bana mereebaa diyormuş e-mailde.
Büyükçe bir odada dört kişiyiz.
Yanımdaki bayan benimle aynı bölüm, aynı işi yapan bayan. Herşeyime yardımcı oldu, beni yemeğe bile götürdü. Aslında gitmezmiş, çünkü rejimdeymiş. Fakat iyi yedi, en son tatlısını yerken 'oha bu nasın rejim' diyesim geldi. Yine de, harbi kadın,  rejim diyorum ama bak nasıl yedim dedi...
Ben orayı burayı karıştırırken güvenlik deliklerini delmeye çalıştığımı farketmedim. Yaptığım naif bir 'explorer update' yüzünden hesabımı kilitlediler. Eheahe. Bunun aslında en saftirik güncellemelerden olduğunu yan tarafa anlatamadım.
İş arkadaşım benden kaç yaşında olduğunu tahmin etmemi istedi. En az 15 yaş büyüktür diye düşünürken bunu söylersem acayip bozulacağını öngördüğüm için kendi yaşıma artı iki yapıp söyledim. Ona bile bozuldu. Benden sekiz yaş büyükmüş. Diğeri iki yaş küçükmüş, oğlan da benden üç yaş küçükmüş. Bana ne ki kardeşim.
Teknoloji şirketinin tuvaletleri de teknolojikti. Mesela alaturka bölmeler vardı. Gülerek döndüm, kim kullanıyor ki bunları artık dedim. İşarkadaşım ben kullanıyorum dedi. Aaaa, niye ki dedim. Oturarak çiş yapmanın bayanların mesanesi açısından faideli olduğu hakkında bir brifing dinledim.
Devamı da sonraya olsun.

2 Aralık 2007

Integro-diferansiyel denklemler hakkında...

Bir ebesobeye kurban gittim. Yazamayacağımdan korkan deli omzuma vurup kaçmış. İyi de yapmış çünkü yazasım yok hakikaten.

Ben küçükken.. bi kere duvara tırmanırken ortasında kalıp avaz avaz bağırıp, yardım çağırmıştım. Deniz yaşındaydım (4.5) ama hatırlıyorum, nasıl bir paniktiyse... Bir kere çelikçomak oynarken bir çocuğun tşörtünü yırtmıştım. Bebeğimin uzun saçlarını 2 numaraya vurmuştum. Bu yüzden abim ona acıyıp sahibi oldu. Adını lale koydu. O zaman sevmiştim bebeği çünkü bana konuştururdu, çok hoşuma giderdi. Annem bize bordo bir örtü üzerine sabunla yollar falan çizmişti elimizdeki üç beş arabayla o yollarda giderdik. Abimle aynı odada yatarken korktuğu için benim elimi tutardı. Akşam okuldan eve gelince üst kattaki dedemle babaanneme uğrar, dedemin kızarttığı tuzsuz ekmekle tuzsuz peyniri yemeğe bayılırdım. Babaanneme kahve yapardım. Ona sakız leblebi almaya giderdim. Alt kattaki tuhafiyeci ayhan amcadan don lastiği alır atlardık. Bir kere lastik bulamayınca iple atlamaya karar vermiştik. Özgeyle iki kişiydik o yüzden direğe geçirmiştik ipi. Ben belde atlarken üstüne basma gibi süperbiyonik bir hareket yapınca önce ben sonra özge üstüste betona serilip kafayı gözü yamultmuştuk. Melihanım teyzeyi çok severdim. Bir kere başörtüsünün (türban değil) altından uzun iki örgüsünü görünce çok hoşuma gitmişti. 70 yaşındaki polis emeklisi kocası ali amca bizim bisiklete binice şapkam uçmuştu. Bisikletimiz kontrpedaldı. Çok gururlanırdık. Kimsede yoktu o zaman. Hala çok rastlanır değil sanırım. En sevmediğim çocuk bize gelecekti, ben de koltuğun üzerine ters biçimde yorgan iğnesi saplamıştım. O sırada annemin kuzeni gelip üstüne oturup ciyaklamaya başlayınca yatağın altına kaçmıştım. 
Boklu derede taş savaşı yaparken 30 derecenin üstünde bir eğimde düşmemek için taşlara 

yapışmışken o çocuk beni kurtarınca vicdan azabı çekmiştim. Vıdır vıdır....

Ben aslında loto çıksa yan gelir yatarım. Sıkılınca da keyfimce bi iş yaparım.

İlk kopya ben liseli bir inekken vatandaşlık dersinden gına gelerek çektiğim kopyadır. Şeklini hatırlamıyorum. Bir kere de üniversiteli bir anti-inekken çekmeye çalıştığım kopyadır.. Yakalanırım korkusuyla o kadar kriptik yazmışım ki, manalarını çözmeye çalışırken sınav bitmişti. Başka da pek hatırlamıyorum. Özrüm var bu konularda. Hem kopya çekme, hem de hatırlamada..

Cep telefonu eğer şarja yatırıp tozunu almazsanız hiçbir işe yaramayan bir zımbırtıdır. Çalışmazken bile (o diil, ben) hayat kurtarabilir. Fotoğraf çekmesi önemlidir. Alışveriş listesinin fotoğrafını çekip alışverişe gitmek çok faidelidir. Mesaj yazma konusunda şimdiki çocuklar bizi solladı. Ben yazana kadar baygınlık geliyor... Bir de birine telefon açtıktan sonra açılmaz ve bir daha da geri aranmazsam bozulurum. Birine merhaba deyip karşılığını almadığımda olduğu gibi..

En saçma huyum yok. En sevmediğim huyum hep yaptığım şeyin en iyisini yapmazsam şevkimin kırılması. O yüzden daldan dala atlarım. Hoşuma gitmeyen insana bunu çaktırmamak gerekliliğinin hasıl olduğu iş hayatında çok sıkıntı çektim, çekerim hala. Bu huyu da sevmem.

Aşk bence bir sudur, iç iç kudur.

En sevdiğim bloglar anlatanların bloglarıdır. Anılar, geziler, geçirilen deneyler....Bir de sürekli şekil değiştiren bloglara bayılırım. Herhangi bir konuda propaganda yapmayıp da günlük tutan blogları severim. Yazı yazıp da komen komenlerine cevap vermeyen, 
veya bazılarınınkilerine cevap vermeyenlerinkiler benim bloglarım olamaz.
Sahiplerine de iki yanlış hareketten (yamuktan) sonra antipati beslemeye başlarım...


Gidip ayakkabılarımı bi düzene sokayım.
Aralarinda yazmis olan varsa bittabii yazmasin ama, evinkedisi, ynyny, agackakan.. Onlar da yazsin da okuyalim. Di mi ama...

Bu vesileyle şimdiden kurban bayramınızı kutlarım.