Uzun zamandır plan yapmaktan, pardon, daha çok, halihazırda olan plana ayak uydurmaktan ev bilgisayarını bile açamıyorum.....ki yazayım.
Niye ev bilgisayarı cart bilgisayarı curt bilgisayarı diye tip ayrımcılığı yapıyorum, çünkü, katı güvenlik kuralları olan bir şir(r/k)ette çalıştığım için ofisten hiç sosyal ortamlara akamıyorum (yeni deyiş). İş bilgisayarımı eve getirip evden bağlanmam da mümkün değil, antrparantez, olsun, benim kendi ev bilgisayarım'ım var.
Bu akşam işten dönerken günlerin biraz olsun uzadığını farkettim. Zifiri karanlık yerine hafif bir karanlıkta geldiğimi farkettim ve bu durumu dış sesle kendi kendime muştuladım. Muş mutlu oldum. Kimbilir bahar vakti mutluluğum kaç kat yol alır.
Markette uzun zamandır görüşemediğim arkadaşımla karşılaştım. Yoordumun eski iş arkadaşlarından daha ziyade. Yanyana et reyonunda beş dakika kadar durmuşuz meğer, o beni farkedene kadar. 'Çok iyi yaptın çalışmaya başlamakla' dedi. 'Ben sana yakıştıramıyordum'.. Ben de 'Valla ben kendime çok yakıştırıyordum ve çok mutluydum' dedim. Üstümde üniversite yılları sırasında emeği geçmiş bulunduğu için belki bunu demek ayıptı ama o sırada düşünmedim bile. Hakikaten böyle hissediyorum, huyum kurusun. Veya kurumasın ne alıp veremediğim varsa huyumla..
Tekrar aldım Tom Waits 'Bawlers' cd'sini arabama. Bob Dylan, nispeten yakın zamanda, bir ara şunu yumurtalamış: 'Bugüne kadar o kadar fazla şarkı yazıldı ki artık kullanılmayan melodi (ya da nota kombinasyonu diyelim) kalmadı, artık tekerrür etmeye başladı'. Her T.Waits albümü öncesi bu lafa bağlılığım olur, ama her albümü çıktıktan sonra 'yürü git' derim Dylan'a. Paskalya yumurtasından daha renkli, daha eşsiz ve muhteşem melodiler çıkarıyor benim en sadık kaldığım bu dahi müzik insanı. Sadece melodiler de değil, muhteşem ses, muhteşem sözler.
(Muhteşem ses dedim ama bugün itibariyle bu adamın sesini beğenmeyen insanlar bulunduğunu da müşahade etmiş bulunuyorum. Çok hazırlıksız yakalandım, zevk işte. Ne zevksiz insanlar var. Bu adamın sesini sevmeyen benimle konuşmasın. Beş dakka kadar....)
Şu aralar baharın gelmesine takmış olduğum için başından beri bayıldığım nabu (işbu) şarkısını dinleyip ve söyleyip duruyorum.
You can never hold back spring
You can be sure that I will never
Stop believing
The blushing rose will climb
Spring ahead or fall behind (kelime oyunlari/ikilik/mecaz, bayılırım, bayıldım...)
Winter dreams the same dream
Every time
You can never hold back spring
Even though you've lost your way
The world keeps dreaming of spring
So close your eyes
Open you heart
To the one who's dreaming of you
You can never hold back spring
Baby Remember everything that spring
Can bring
You can never hold back spring
Bu arada aşarıdaki klibin ikinci fotoğraf karesine hayranlığımı da belirtmeden geçemem..