İçerik lişkisi yok başlıkla kapsamın. Tek ilişki, arkada, daha önce hazırladığım oynalistesi (playlist)nin çalması. Başlangıç şarkısı bu.
Yavru ilköküle başlıycak. İki alternatiften ilki, ona gidecek. Tek düşündüğüm seçeneğin ta kendisi.
Kendi okuluma niye vermedim? Bazılarının gözü büyüyo başvurmadığımı bile duyunca. Hem girişi kurasızdı zamanında verseydim eğer, hem de
(Niyazi Köfteler - C.Karaca)
hem de yarı fiyatına okutacaktım.
Hiç de bile.
Bugün markette dönemimden eski bir öğrenciyle karşılaştım. Yanımızdan geçmek için market arabamızın ortada olduğu bir durumda, 'Parrrrdon, geçebilir miyiiiiim' dedi. Bir gözgöze geldik ve ben onu tanıdım. Onun durumunu bilemem, suratıma bakıp yabancı yabancı geçti. Ağzımı açmıştım merhaba demek için. Sinek yoktu allahtan. İyi market, güzel market..x
Dönem diyorum ama, öyle değil, zaten küçücük bir okuldu zamanında, herkes herkesi tanır. Dönemini tanımamak için ya deligibiunutkan olmalı ya da gerçekten önemsememesi lazım. Hayatına önemsiz olmalıyım. Olabilirim, öyle olmalıyım. Olabilirim, olmak isterim..
(Mamma, you've been on my mind - Jeff Buckley)
İşte, dedim, tam da durum budur. Burdaki öğrenciler birkaç gruptu. Zengin çocukları, entelektüel çevre çocukları, bir iki grup memur çocuğu.
(Sweet the Sting- Tori Amos)
Zengin çocukları paralarıyla, dantel çocukları ebeveynleriyle poz yaparken memur çocukları
-Arada bahçeye yardım ettik-
(Chain of Fools- A.Franklin)
Ben gibi memur çocukları da nereye monte olsam diye bakınıp duruyodu sanırım.
Yüreklendirmek yerine çocukların cesaretini kıran,
Hamuru kıvamda değilse doğdukları ailelerden utanmalarını bile sağlayan
Önyargılı, müsamahasız ve snob öğretmen ve yöneticilerden oluşan bu grubu sevmedim.
Kızımı da oraya verirsem na bööle oliiim.
Tek sevdiğim üniversite. Kim kime dum duma.. Kim ne isterse yapsın..
(Man of Constant Sorrow - Dan Tyminski - Sountrack ' O Brother Where art Thou?')
(Mother Revolution - T. Amos)
Aslında açılış cümlesine baktım da, galiba biraz var alakası....
(John Cockers- J. Mellencamp)
Falan filan....
13 Haziran 2009 Cumartesi
Going, Going, Gone
dedi
kecilerin cobani
3
sen dedin, simdi bi kay yana bakiim
08 Nisan 2009 Çarşamba
Ben aslında yani
İyi biri değilim. İyi biriyim ama aslında değilim. İyi olduğunu sanan iyi olmayan biri miyim?
İyi nedir, o da duruma göre tanımlanır birşeydir diil midir.
Olabileceğimden iyi değilim. Olabilmeli miyim? Olabileceğimin çıtası zaten olabilesi hissetmemle çizilmişken.
Düşüncesiz ve nankör, bencil ve benmerkezci biri olabilirim. Ortam müsait olursa olabiliyorum rahatça. Bu ortamdaki beni böyle tanımlayabilir. Ortam müsait olmazsa olabilemiyorum, olmamayı seçebiliyorum, olmamayı seçmem gerekebiliyor. Bu ortamdaki ise fedakar, verici vs. diye tanımlayabilir.
Context-sensitive bir çoban.
Bir yanım fena halde yanıyor. Çok feci halde.
Yanıyor.
Ama geçer...
Geçmez mi ki..
dedi
kecilerin cobani
4
sen dedin, simdi bi kay yana bakiim
21 Mart 2009 Cumartesi
dedi
kecilerin cobani
7
sen dedin, simdi bi kay yana bakiim
02 Şubat 2009 Pazartesi
Kaza ne der ne demez
Bugün kaza yaptım (a'lar kısa okunacak). Trafink.
Kirokisini çizemeyecem şimdi o yüzden detaya da giremem. 8de8 kusurlu bulunabilirdim polis gelse idi, bu amca da öyle arka-yargıya vardı, fakat bence hiç de öyle değil. Hala çok haklı olduğumu düşünüyorum. Varsayarak. Trafikte varsaymak cana bile malolabilir. O yüzden varsaymayalım.
(Ama ben haklıydım)
Bu vesile ile eski arabama kavuştum: babam almıştı eskisini ondan alıverdim 5-10 günlüğüne çok özlemişim. Pedalları, amortisörleri sert, yere yakın, iki kapılı, elini vites kolunun üstüne koyabiliyosun ve el freni bile var. Cart diye çekebiliyosun. Konvansiyonel ve zportt. Aile arabasından spora geçtim. Arada bir salon koltuklarını ve tv yerini değiştirir gibi böyle değişiklikler yapması gerekir ademkızının.. İyi geliyor. Sanki ben aynı ben değilmişim gibi. Düzlemi, alanı, koordinatları değiştirince başka biri oluyomuşum gibi. Teheyt.. Ne var, avuntumu seveyim.
Kaza tutanağım yoktu, karşı tarafın da. Sonra bir bolluk geldi, tanesi 111 tl'den isteyen varsa satiim tutanak.
Tutamak.
Yazmadığım işbu zaman diliminde (canım portakal istedi) yazacak da birşey olmadı. Ya da eskiden daha detayda yaşıyordum şimdi özetesim var.
Andy dedi yazarsan ben de yazacam, ya da öyle anladım. Hadi yaz Andy, okiycam.
dedi
kecilerin cobani
11
sen dedin, simdi bi kay yana bakiim
Labels: hayat
20 Eylül 2008 Cumartesi
Fotosentez
Bir Afgan şiiriymiş, ya da türküsü...Ülkü Tamer yazmış tam 7 sene önce Radikal'de.
Güzelim tatlım göndermiş bana:
Sürüyü güden keçi çobanı
Geceleri aya bakıp
Neden ağlar?
Ay onun ağladığını görmemek için
Hilmend'in sularına batar.
Keçi çobanı gündüzleri de
Dağın başına sarılmış
Buluta bakıp ağlar.
Bulut onun ağladığını görmemek için
Kendi kendini siler gökte.
Geceleri ayla konuşur keçi çobanı:
"Kandahar'a varacağım günün birinde.
Pazardan anama şal alacağım,
Babama bıçak alacağım,
Kadeşlerime şeker alacağım,
Ümmiye'ye sürme alacağım.
Kendime de bir at alacağım
Terkisine atıp kaçırmak için Ümmiye'yi."
Ay bütün bunları dinler,
Sonra utancından kızarıp
Herat'a kaçar.
(Burda ben,
Gerçekten Çoben)
dedi
kecilerin cobani
3
sen dedin, simdi bi kay yana bakiim
Labels: Ruh Halleri, Çoban Halleri