25 Mayıs 2007

Bu kadar parantez bılogır çatlatır, biliyorum. (Ne yapiim becerim bu kadar)

Bazen dışardan nası bi görüntü veriyorum tahayyül edemiyorum. Benim algımın 180 (yazıyla yüskenken -diğeri yazıyla değil çünkü-) derece dönmüşü olduğu kesin, bazıları için. Aynı zamanda ters istikamet de doğru bir önerme. (oohoooşş, ne diyo bu be.) Boşveriniz, görece önemli kısmı altlara yazdım zaten, her zamanki gibi.
Deniz'in iki gündür elinde bi bibidibabidibuu sopası var. Bilmeyenlere milpardon (bi avuç kişi dışında herkese yani), sihir sopası da denir kendisine. İstediği herşeyi bununla yapacağını düşündüğünü düşünüyor olmak benim gibi bulutlarda yaşayan (mak isteyen diyelim) biri için normal olabilir ama kendisi bile bunun oyun için olduğunu biliyor.
Markette (3M) bütün yerleşimi inletecek anırlıkta (desibel de denir) bağırarak kapıyı açtırıp kapatıyor. 'Ah canıım' diye benim saflığımda yaklaşanlara da 'hayıl değnek yapmıyo ki, yukalda sensöl val' diyor ki bu noktada sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum, çok samimiyetle.. Sonra da 'yaaaamuuul yaaaaamuull' diye sihir yaptı. Bir yaptı, iki yaptı, kasiyer kız kıkır kıkır kıkırdadı. Sırada arkamda duran kadın kıpırdanıp duruyor, farkediyorum, eşek diyilim. En sonunda:
'Yağmasın diye mi yapıyosun?' diye çıkıştı (pardon eğer yanlış anladıysam, sanki biraz sert söyledi, ya da yüz ifadesi ajdapekkanın 'göbekçeneçukurunda' gerginliğini mi haizdi bilemem)
(içimden ) 'Bağyan sakin olun, onun yapmasıyla da bişi olmuyo zaten '
(son derece dışımdan) 'Yok, yağsın diye'
Haa iyi, yoksa bişii diycektim de
(içimden) allahım muhafız, hele bi de bişi deseydiniz
(çok az bi miktar dışımdan) eheheh.
Çünkü hanğfendi, bi tek siz farkındasınız suya ihtiyacımız olduğunun ve biz hepimiz şımarık embesilleriz yağmur yağmasın aman ıslanmayalım, bize amerikadan eşimiz dostumuz nassossa su getirir. Siz de dövünce bu durumun farkına varır ve iki gözümüz çeşme ağlayıp af dileyip bi daha yapmamaya andiçeriz, sizin gününüz de 'bazı kendinibilmezlere bişii öörettim yuppi' şeklinde bi 'sosyal bilinç' le mağrur mağrur gece yatmadan önce, balinaları katletme yoluyla yapılan antiieyycing gece kremlerini yüzünüze sıva yaparak son bulur. (hii, çok sert kustum afedelsiniz. bizzatihi şahsına değil ama bildiğim bazı bildiğim bitakımlar için bunu düşündüğüm olur.)
O sırada deniz; terlikleri ters giyilmiş, saçları tarumar, üstünde ev elbisesi gibi (ama aslında gecelik), annesi çoban altında dizaltı bi eşofman, altında terlik (kafam kadar yağmur damlaları var bu sırada, bulutlardan füze gibi üstümüze uçan, ııı, evet e herhalde abartıyorum..) Uzun lafı kısası komik durumdayız. Bugün çünkü bizim boş günümüz, birbirimizin günü. Saldık kendimizi.
Çıkarken bir küçükinsan gördük, cüce demek adab-ı muaşerete tersi mi bilmiyorum. Deniz onu yaşdaşı sandı. Ne güzel eteğin var diye yanına gitti. Ben de yüzünü görmedim, kilolu bi çocuk sandım. Hakkaten ne güzel etek, eflatun ben severim gibi bişii derken yüzünü bana döndü yani nası diyim tamamen bir poker surat takınsam ve aynı gülüşümü korusam da biraz deprem oldu içimde. Çünkü normal davranmak istiyorum ve benzer durumda tanıdıklarıma normal davranıyorum ama insan beklemediği anda şaşırabiliyor işte böyle. Ne yaparsam düzeltemem gibi sanki. O ruh halini anlayabilmek isterdim. Ve denize anlatabilmek. Duyarlı ama düzgün davranmayı öğretebilmek. Ben ne kadar becerebiliyorum onu bile bilmezken, zor bir durum.
Bugün eline yeni açılmış kurşun kalemin ucu girdi. Bir saat uğraştım çıkarmak için. Bu arada denize devamlı kendi parmağımda yer etmiş, ben gibi görünen kurşunkalem ucunu gösterip durdum, sanki 'haa çobana girdiyse iyi ağlamiim o zaman' mı diycek nedir? Meğer çıkaracak bişii yokmuş, hepsi boyaymış. Ama kızın önüne cımbız, iğne zart zurt çıkarınca bile kaçmadı (annem bi de demez mi, iğneyi yaktım, şimdi de alköl koyalım diye. El hem delinecek, hem sıcaktan yanacak hem de acıdan yanacak, psikopat bunlar, imdaaak!) . 'Hem ağlarım hem giderim' uff dedim yaaa, yazık. Tedavinin sonuna kadar bekledi canımbenim ama bütün kıyafeti de sırılsıklam oldu. İçim acıdı.
Yani konuşurken bazen daha başarılı olduğumu hissediyorum. Labirent gibi paragraflardan hoşlanan, ben dahil, bilmiyorum.
(Ne işim var, şurda iki satır bişi okuycam, ne bu parantezler beyav?)
Vukna önek (bu cümleyi hatırlayana elimle mantı açıcam)

12 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Yine yine yine çok güldüm :))))) Demek sensörler açıyo diye bozdu saftirikleri, aferin ona, öyle her gördüklerine inanmasın salaklar :D

Sırada arkanızda bekleyen kadın asabiymiş biraz kalibağğ?? Manyak mıdır nedir, küçüçük çocuğun sihriyle mi susuz kalıcak mışız yahu?

Bi de, "vukna önek" konusunda şansımı deniyorum: BU bi cümle değildir, sen bizi deniyosun. Nasıl? :D

En sevdiğin ikinci Oğlak.. nihohahahahahahahaha (şaka yaptım yaaa kızma kihkih)

miso dedi ki...

çobancım,

Biraz karışık gördüm seni. hani oradan oraya atlamalar zıplamalar filan. Biraz deniz-vari desem? (yaş bağlamında, yoksa kurban olsunlar ona)

Bence bol buzlu bir north iç. Ohh, bana bile iyi geldi :)

Adsız dedi ki...

Oh oh anonimde açılmış.
Hadi bismillah.
Slm çoban.
Deniz'le işin var güzelim haberin olsun(haberim olsun mu,ayol doğduğu günden beri ayvayı yediğimin farkındayım mı diyorsun içses olarak he?:)

Bir oğlak(Köşedeki Deliye laf atıyom:) yani T.

Köşenin Delisi dedi ki...

hahahahahaha bi oğlak daha geldi çobanım naaber :D

kecilerin cobani dedi ki...

deli, ne kıziiim, doğrudur.
vukna önek için biraz daha bekliycem, yarışma daha sonlanmadı. belki kendisinden doğru düzgün bi yazı çıkarmayı becerir de buraya yazarım.
misocum, hem ne karışık. bu kadar yazıya yansır mı? gerçi anafikir 'birgünümüz' olacaktı... alköl daha karmaşık yapıyo kafayı, en iyisi smirnoff'u size bekletmek yine.
hosgeldin T. biraz isim oldugu dogru. ama hangi annenin yok ki? :-)))

Dufresne, dedi ki...

Çoban senin kayıştan geçtim, ince çorabın tek bacağıda gitmiş aman dikkat, kırmızı alarm :)))

jasmingreentea dedi ki...

yok yok, sen konuşurken de böylesin çoğu zaman. konuşmuyorken, uzaktan geçiyoruz karşı kaldırımda seni gördük mesela, hiç böyle bi tip değilsin, sakin sakin, hatta serin serin seyreden bi arkadaşımızsın. neyse böyle iyi, fazla serin üşütür. deniz'e diyecek bişey bulamıyorum.
vukna önek diye bişey de yok, atma.

kecilerin cobani dedi ki...

andy, soracam soramiyorum ince çoraptan kasıt laylom çorap diil di mi? Hayır, deli'nin tüm tipoloji dehasına rağmen seni öyle tahayyül edemiyorum. :-))
çay, konuşurken de manik mi oluyorum hakketen?
vukna önek bizim en sevdiğimiz beyimiz muhlis bey'in bi lafıydı. galiba pardon falan anlamında, unutun mantıyı. (bkz. gırgır, behiç pek+latif demirci). köpeğe köpök derken 'r'leri de 'l' şeklinde telaffuz edip denizin içinde kendisinden bir parça bulduğumu zannettiğim 'yaşoşuşbeş yolun yalısı/ dantel örmedim bugün'ü hep aklımda olan şahsiyet.

Dufresne, dedi ki...

onun adı ince çorap diilmi ya?? naylon çorapmı deniyo? hadi öyle olsun :p

kecilerin cobani dedi ki...

ııı, suat,
ikisi de deniyodur, kastin odur yani oyle mi?
hos, seni o sekilde tahayyul edemedigim kadar pdeliyi ve miso'yu da edemiyorum. kendimi bikac kere aynada gordugum icin daha kolay oluyo.
iyice manyak diycekler, durun bi dakka yaaaaa...

Köşenin Delisi dedi ki...

ıyyyy terletir ya naylon, sevmem...eh, hiç etek giymediğim için gerek de olmuyo zaten :)

jasmingreentea dedi ki...

laylom çorap giyemeyen giyse de anında kaçıranlar için öğretmen çorapları var böyle kalıın, kaçmaz yırtılmaz, onlardan giyiyorum ben, asla seksü ve de zaaarif değil ama ben biraz ingiliz babaanne gibi giyinirim zaten kendi içinde tutarlı oluyo(ayy bu sıcakta erik kiraz muhabbeti dururken mevzuya bak be). kendime teessüf: muhlis bey sen unutulacak adam mıydın? peh.