6 Haziran 2007

Bal kaymak

Aman bugün iyice hoş oldum. Bir tepetaklak bekliyor beni bundan sonra herhalde. Ancak o paklar. (Muhafaza talep ediyorum!)
Merakla beklediğim iki kitap da geldi. Artık onlar benim kitaplarım.
Elimde ise deli'den ödünç aldığım, bir bitli bir de aynalı (nası kriptik yazıyorum ama), aynı yazarın iki kitabı var ki birine başlamıştım. Deniz'in anaokuluna uyum döneminde kafa dağıtıyordum. İlk gün okudum, hiç de bölünmeden. Çünkü bir güzel eğleniyor, bir güzel katılıyor, hiç mızmızlanmadan, hiç ağlamadan, hiç suratıma bile bakmadan yanımdan akıp geçiyor. Öğretmenler 'uyum sürecini atlayalım' diyor. 'Durun ya, benim de bi uyum sürecim var, önce ben bir alışayım' diyorum. Ama tecrübeli annelerden öğrendiğim kadarıyla bu işin ilk haftası böyle sonraki haftalar tam tersi olabilirmiş. Neyse artık bir şekilde yapacağız. Vazgeçmek yok na o kadar parayı peşin almışlar, dibine kadar gidecek.
Bugün geveze mi geveze bir anneyle kreşte söyleştik. Ben kitaba devam ederim sanmıştım ama ne mümkün! Benim yaşımdaymış, kocası gemiciymiş, 6 ay yokmuş, çocuğu başta istememiş aldırmak istemiş ama kocası istememiş, çocuğu kalça çıkığı yaşamış hiç yürümez demişler ama 11.ayda yürümüş. 19 ay emzirmiş. Başka iki çocuğa da süt anneliği yapmış. Memeleri aslında fındık kadarmış ama sonra 100 beden olmuş. 'Şimdi yine küçüldü ama pörsüdü' şeklinde detayları da aldım. 'Ay inanmıyorum, bi bakiiim' demedim. Kibarım ben. Bu denli dur durak demeden konuşan, es yüzünden anaokulu müzik dersinde kalmış biriyle karşılaşmadım desem yalan olmaz. Beni çok beğendi diye telefonumu alacaktı 'Ayol ben cuma da gelicem o zaman görüşürüz' dedim. O gittikten sonra öğretmen bana 'Artık yarın kalmanıza gerek yok' diyince bu açıdan rahatlamış oldum. 'Ama biraz erken gibi geldi bana, e daha üçüncü gün bugün?' 'Bişi olmaz bişi olmaz, peee biz neler görüyoruz' tavırlarıyla beni susturmayı başardı. Bakalım yarın ne olacak?
Neyse, o şu bu da, en güzeli: bugün buralara on dakikadan fazla yağmur yağdı. Çok mutlu olduğumu söylemeye gerek yok.
Yaaaa yaaaa yaaamulllll
tekneeede haaamuuuulllll...
Komik: Bir ara arabamı park ettiğim yerde sileceklere bir reklam kağıdı sıkıştırmışlar. 'Fentezi gereçleri'. Bizim kırk yıldır bildiğimiz şişme kadın ne zamandan beri şişme 'hanım' oldu, afedersiniz? Boy boy oluyormuş bunlar artık hem de.. (eskiyi ben ne bilirim, sadece tahmin, sadece tahmin) Kağıdı attım ama ilgilenenler için park yerini tarif edebilirim.

12 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

tık tık tık
bu tık'lar hem sana hem de denizcim'e nazar değmesin diye. Uyum süreciniz, neşeniz bozulmasın efenim :) Ya bi de o göğüsleri pörsümüş olan kadın hayatını sana anlatırken senin yüzündeki ifadeyi görmek isterdim hihihihi

kecilerin cobani dedi ki...

deli, eskisi gibi değilim ya, artık gülümsüyorum. :-). Bi de kadin sütyenine vurup 'bunlar süngerli' dedi ya orda gerçekten güldüm.

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Valla Deniz okulu ve arkadaşlarını çok sever mi bilmem ama çevresindekilerin onu çok seveceği kesin. İlgi bunaltmazsa ben de enginnn(!) tecrümbemle söyleyebilirim ki bir sorun yaşanmaz. :)

Ah şu çok konuşup beni ilgilendirecek tek bir cümle edememeyi başaranlar. Canım kabuslarım...

Kızılay'da falan da bu Eros'çular ve türevleri sadece erkeklere veriyorlar bu reklamları gizlice. Tabii bu reklamları alabilmek için tipinize reklam dağıtan adamın onay vermesi ve de yanınızda hiçbir dişi nesne olmaması gerekiyor. Elden dağıtırken en hedef kitleyi seçiyorlar galiba.

Blogdaki şekil şemal değişikliğini ise bugün gördüm. Bu aralar pek moda. :) Belki bir gün ben de değiştiririm. Eski model blogger için olanından CSS falan filan yazarım galiba da kompleks grafikler zor iş. Yazın çok çalışıp çoook öğrenmem lazım.

Google reklamları da gözümden kaçmadı. Türkçe sitelerde pek bir şey kazandırmıyor azizim. Bir de yerleri çok sapa olmuş, ben derim ki koyun her yazının üstüne altına. :)

Sevgiler, saygılar.

Köşenin Delisi dedi ki...

Ali pek bi imalı olmuş "blog değişiklikleri çok moda bu aralar" demen... :)))))))

miso dedi ki...

Sevgili çoban,
İnan ki bu kadınların bir tane bile dostları yoktur. Konuşuk tarumar ettikleri her adam, arkalarından mermer olmuş suratlarla bakarlar, bir daha ad karşılaşmamaya çalışırlar. Haklı olarak sonushta :)
Uyum sürecinizde kolay gelsin. Haftaya arıza yapabilir, ama sakın korkma ve daha da sakın yılma şekerim. Arkandayım. Ilgaz detayları verebilirim. (Bedensel detay vermem ama, hiç uğraşma)

marruu

kecilerin cobani dedi ki...

alikayhan, beni arabanin icinde gorseler vermezlerdi herhalde. evli oldugumu bilseler bile (nası övdüm kendimi, kapalı kapalı?)
Ben değiştirmeden önce classic template'a gecip css'le denedim birseyler yapmayi. mok gibi oldu, afedersiniz. guzel guzel yapmis adamlar iste ya, koydum ben de.
adsense'i oylemesine koydum, pek oyle gelirden falan umitli diilim. surda kac kisi okuyoruz bu blogu, hangimiz tiklayacaz da ne olacak di mi ama.
deli, seni diyo evet. :-)
misocum, sagol valla. bugun okula giderken 'bugun arabayi yikatirim bi ara' dedim kendisi de cevaben 'beni okula birak, yikat sonra beni almaya gelirsin' diyince 'öh be nooluyoz ya?' dedim (icimden)gel gor ki oraya birakirken korktu azicik böööö diye ağladı. öptüm, bıraktım ve cıktım, kalbim pırpır. bir kere aradim iyiymis ama her dakika aramamak icin telefonu sakladim.
anneee....
simdi iyi oluyo di mi anaokulu denen sey?

Köşenin Delisi dedi ki...

Telefonu yerini bilmediğin bi yere mi sakladın hihihihihi

miso dedi ki...

Çobancım,

Sakın korkma, sakın. her şey güzel olacak, Deniz insan olacak, sen nefes almaya başlayacaksın. Sonra bir ara aşık olacak, elini filan tutturacak, sen kıs kıs gülerken yoort bayılacak falan filan. Endişelenme noolur, düzelecek.

Valla bak
:)

kecilerin cobani dedi ki...

misoooo, :-)))) evet, biliyorum. sen ki bu donemi tirmik tirmik atlatmissin, sana guvenmeyip kime guvencem.

sagol.

Dufresne, dedi ki...

Sayfa süper olmuş, seni en az üşengeç blogçu ilann ediyoruum. Çok affilli bi ünvan oldu , plaket üstünde görmek lazım bide :)

Müzik dersinden es yüzünden kalmış lafına çok güldüm :)) bizimde öyle bi arkadaş vardı. Nokta ve virgülü emekliye ayırmış. Miso az çekmedi ondan, dimi hocam? :)) telsim hat alıp numarasını kadına verelim..Aran-Kazan tarifesinden voleyi vururuz :))

O el ilancılar çok gerzek adamlar, Ali'nin dediği gibi..önce süzüyo beğenirse veriyo ilanı. Bazılarında kadın temin eden yerlerin numaraları oluyomuş. Pezevenk kartviziti yani :)) Bu arada şime bebekle ilgili en trajik olay 90 lı yıllarda olmuştu. Doğu da yalnız yaşayan bi adam, eve gelen arkadaşı şişme kadınıyla birlikte oldu diye onu bıçaklamıştı ( ölü). Yani bunların namus sahibi versiyonlarıda var piyasada :) Ayrıca kaçamadığı için yukardaki sahışın yaptığı gibi suç üstü yapmakta kolay :))

Son olarak Deniz-Okul-Çoban köşe kapmacasında sana kolaylıklar dilerim, zor işler bunlar. Ritim tutana kadar aksak ritim gidiceksin anlaşılar. Sonra 4-4 lük olur işler :)

kecilerin cobani dedi ki...

nehehe, andy cok tesekkur ederim. su tembel blogcular baslamadan eridi bitti di mi. bas ciban musebbibiyim, ilan ediyorum.
bi daha tesekkur ederim, deniz anilarini soguyunca yazicam ama farklil bakis acilarindan, kimseyi baymaya niyetim yok deniz deniz diye.
bizim sisme kadin once hanim, sonra da baci bile olmus ha. cok guldum.

Köşenin Delisi dedi ki...

Deniz'den bayılmam ben, idtediğin kadar anlat :)) Ama diyosan ki "ilgi odağı ben olucam" onu bilemem hehehehehe