1 Haziran 2007

Pek helecanlı durumlar

Doğru konuşmak için eğri oturmanın şart olduğu atalarımız tarafından tespit edilmiş bir kere, yapacak birşey yok. Yürürken sakız çiğneyememenin afillisi, fakat saygımız sonsuz.
Bu laf mükemmeliyetçi olmak sorunda olmadığımızın bir işareti.
Ben gibi olmamak gerekliliğinin yani.
İyi bir huy değil bu. Hiç değil. Genlerle geldiğini kabul etmiyorum, burçları da bu konuda suçlamamalı. Yetiştiriliş tarzıyla birebir alakalı . Yine de, Deniz'in bu adeti devam ettirme ihtimalini düşününce tüylerim dikenimsi oluyor. Biraz ettirme meyli var. Aman uzak dursun ondan...
Çok komikti bugün fotoğraf stüdyosundaki hali. Poz verme gereği hissettiği için bacağını büküp kollarını değişik şekillere sokup yüzük parmaklarını havaya kaldırdı, sandalyede amuda kalktı. 'Bi versene arkadaş ya makinanı, kızın şu halerini boydan çekelim' diyemeyecek kadar lordum, huyum kurusun. Ama o papaz suratlı adam bile güldü hani. Yine de boydan çekmedi hıyal. (E iş sahibi) ve bittabi herkesin dünyasının merkezi çocukları olabiliyor (olmayabilenlere de rastlamadım ama olmadığını iddia edenlere, evet.) Geri kalan kitle için bir sürü yaramaz velet, etrafta dolaşan.
Şimdi benim tek idefiksim (asteriks'ten hatırlayalım) 'pazartesi napıcak aceba'. Yok, çok poker suratlıyım, asla belli etmiyorum. En kötü şey çocuğa, kendisinden şüphelendiğimi çaktırmak. Yumşak yumşak, olabilecek güzel şeylerden bahsedip gerisini sallamamak şeklinde tezahür ediyor durumum şu anda. O da çok havalı. Ama ben biliyorum adım gibi ki, günü gelince mızır mızır mızır, türlü numaralar, gözyaşları....
Lazımdır kırtasiye bu işler için. Gidiniz bir kırtasiyeciye ve adını duymadığınız bir takım şeyleri almaya kalkınız. A4 boyutunda resim kağıdının renkli olabileceğini yazmış liste. Kırtasiyede ben dahil kimse bilmiyor. A4 boyutunda fon kartonu, A4 boyutunda elişi kağıdı, tamam bunlar var. Ama renkli resim kağıdı bulamadım. Bi bilen varsa, sevabına, şu cahile!
Gittiğimiz alışveriş yerindeki tüm mini etekli ve topuklu yavrular (ı-ım pardon, bayanlar) Deniz'in türlü iltifatına maruz kaldı. Benim yanımda 'Pis çoban, git bak elalem ne güzel giyiniyo' gibi bir hava yaratıldığı için bayanlar kıs kıs gülüp yan gözle beni süzüyorlar. Bu 1-0 durumdan sonra rövanş için diyeceğim şudur ki, 'minik bi bebeden iltifat almak insana neler katar bilmiyorum' . E hattızatında, benim de buralarda bi tane 10'lu yaşlarda hayranım var, ayıptır söylemesi. Her gün kapımızın önünden geçiyor. Beni göremeyince dönüp tekrar geçiyor. 'Naber Berke, pisiklet yok bugün?' diye sorayım diye.. Ben şahsen pek taltif edilmiş gibi hissetmiyorum. Ama yooort, 'Oo yakışıklı çocukmuş' dediğinden beri, biraz alıcı gözüyle bakıp onore edilme yolları aramaya başladım. Bi de aynı gözucunu yapıp annesine kısır götürmeye gitmeliyim belki, bilmiyorum.
Kırtasiye konusuna geri dönecek olursak, eskiden gidilen kreşte ay başına bi 100 (harfle, yüz) kaat çakıyolardı, siz uğraşmayınız efenim diye, burda kendin pişir kendin ye diyorlar ve ben 30ytl'ye çıkıyorum kırtasiyeden. Kekişlendiğimizi bile bile bu duruma alışmış olan bizler farklı bir perspektifle olayı yaşayınca sevinç gözyaşlarına gark oluyoruz. Mini teselli.
Yağmur yağıyor yağmur, gökten.
Üstelik işimi de bitirdim, dıdının dıdısı kaldı, onları da yaparız evelallah.
Daha ne isteyeyim.

(Bir sonraki yazımda alışveriş merkezinde, yavrunuzun gayta kültürü için nasıl örnek alınır onu anlatabilirim. Anlatmayabilirim de..)

15 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Çobancım, Deniz biliyo di mi pzt yuvaya başlayacağını. Hani biliyosa şimdiden mızmızlanması gerekmez mi gitmicem diye...belki bu sefer istiyodur diyerekten fazla mı saftirik davranmış oluyorum? :))

kecilerin cobani dedi ki...

Delicim, sen de biliyosun ya, bizim ilk kres maceramiz deniz istemiyo diye diil de doktor yasakladi diye son bulmustu daha cok. deniz yine istemeyecekti tabi de, alisirdi. olmadi.
bilmez olur mu, anaokuluna 2 hafta once gidip uzun uzun gezdirdim. 2 haftadir da igne oyasi gibi ince ince isliyorum.
denizin acayip bi taktigi var, tamamen salaga veya sagira yatiyo, hic sesini cikarmiyo. son anda bomba gibi patlatiyo. sinsi sansar. ama ben seviyorum bu huyunu, en azindan is olana kadar annesinin saf kafası rahat oluyo.
napalim, ben de alternatif kurnazliklar bulucam, mutlu mesud yasayacagiz.

Dufresne, dedi ki...

Deniz bu yaşta fatih terim gibi taktikler türetiyosa işin var senin :) Annelerin Kasparov'u ilan etttim seni :)

kecilerin cobani dedi ki...

ben annelerin angutov'uyum suat.
benimle dalgasini bile geciyo bu yaşta.
Bir onceki yaziya yazdigin yoruma orda cevap vermedim, anonimle ilgili komplo teorileri urettim: şahsın gercekligine inanasım yok. Biri oyun oynuyomuş gibi :-)))

miso dedi ki...

Sevgili çoban,
öncelikle, resim kağıdı diye bir şey yok. Bu zavallı miso da bulamamıştı; hem de en prestijli/kazıkçı yerlere bile gitmesine rağmen. Defteri var ama kağıdı yok bu zıkkımın.

Kreşe gelince. Artık köşenin delisi gibi yoga mı yaparsın, türlü çeşit bitki çayına mı sararsın bilmiyorum ama pek de kolay günler beklemiyor seni doğrusu. Ilgaz'ın harbiden alışması üç ay sürmüştü ve bana bunun bu kadar sürebileceğini kimse söylememişti. Tavsiyem şudur: Evladım, mecbursun, yallah. Yoksa en kalın enjektörle kan alıyorlar.

Kolay gelsin, gerekirse North içeriz. (Yollarda :))

Köşenin Delisi dedi ki...

Aaaaa çoban sen de gel benle yogaya valla :)) Ama sen güldürürsün beni şimdi, ne konsantrasyon kalır ne bişi...bi de üstüne kovarlar bizi :D

kecilerin cobani dedi ki...

misocum, beyazını buldum bak ben, gurur kaynagi. :-))) ama renklisini bi turlu cikaramiyorum.
onerilerine mutesekkirim. ben de 'mecbursun' taktigini uygulayacagim. kucuk capta da olsa, baska seylere yenilsek de ucundan azicik tecrube ettim, ne ka ödün o ka mağlubiyet. sonucta da oyle bi hoslarina gidiyo ki eve donmek istemiyorlar, di mi?
delim, seninle gelirim istersen. bana degisik tecrube olur. (nasıl yeniliklere açığım ama.:-))

Köşenin Delisi dedi ki...

anaaaaa valla mı diyong? :D

Rodrigo dedi ki...

Oi, achei teu blog pelo google tá bem interessante gostei desse post. Quando der dá uma passada pelo meu blog, é sobre camisetas personalizadas, mostra passo a passo como criar uma camiseta personalizada bem maneira. Até mais.

miso dedi ki...

Bu rodrigo kim kardeşim? Sen anladın mı yazılanları? Ya bir ara lkyn bunların spam olduğunu söylemişti. Virus filan da olmasın allah mahfaza?

marruu (sırt tüylerim kalktı viruslara karşı)

Köşenin Delisi dedi ki...

Aaaa Rodrigo kim kızz?? :D Blogunu google'da mı bulmuş napmış?? o kadar çıkarabildim ben hihi

weiss und schwarz dedi ki...

valla bu renkli resim kağıdı iyi hoş eğer sınıfta kimsenin annesi-babası yada herkimi ilgileniyorsa kırtasiye işiyle bulamadıysa rahatsın ama eğer ki içlerinden biri bulduysa o zaman umarım Denizciğin gözleri takılmaz o kağıda, hele de sevdiği renkte ise...bol şans.

kecilerin cobani dedi ki...

arkadaslar, ne spam'i, teessuf ederim. benim blogum turkce olsa bile nası bi karizmam varsa te espanyalardan sen gel, benim sitemin yazılarını enteresan bul ! Bu, blogger olayinda son noktadir. İnsan karizmasının ise tam tepesidir.
ahahaa, tesekkur ederim, beni simartiyosunuz.
w&s, ogretmenler tum kirtasiylerde oldugunu yuzume garip garip bakarak soyleyince bi suphe girdi icime. olmadı suluboyayla a4'leri boyarim
olmaz mı ki acep..

kecilerin cobani dedi ki...

w&s,
sen bizi dislamissin sanki ama.
blog'una komen komen yazmak icin team member olmak gerekiyormus.
aylik ne kadar acep membırşip?

weiss und schwarz dedi ki...

aaa olurmu hiç? dün ayarlarda bikaç değişiklik yapayım demiştim ama düşündüğüm değişiklik tabi ki bu değil...yorumlarınızı dört gözle beklerken hem de.
Gererkli düzeltmeler yapıldı. Sevgiler.