15 Ekim 2007

Ay bayılıciim

Nasıl bir sıkıntı. Nasıl bir başağrısı anlatamam.
Hayır, severim yağmuru da çok kapandı birden içim. Üstelik migrenim de yok.
Net bir günlük Konstantinopl maceramızı da.. ahaa, Verlaine. Kim yazmıştı bloguna, chanson d'automne'u? Kim. Verlaine'indi bu. Evreka levreka..Bak keyfim geldi bi saniyeliğine. Hatırlıyabiliyorum bile..
Ne diyordum. Bir günlük İslambol maceramızda bol bol müslim bir miktar gayri müslim gördük geldik. Bre zındıklar. Cumartesi akşam döneriz diyorduk, bi adalara gitsek demiştik. Yok, yağmur da yağmur. Kim deldi bilmem, biri deldi yukarıyı. Dikkatli olunuz biraz...
Çay bana derdi bi ara, kaç yıldır burda yaşıyorum hiç bişii yok, sen her geldiğinde bi ünlü görüyosun diye. Evet. Bu seferimizde de Altan Erkekli ile Demet Şener İ.Kutluay'i gördüm de geldim. Aklınızda olsun, görmek isterseniz, galiba Günaydın'a sık sık gidiyorlar.
Kız güzel, ne yalan söyliyim, at suratlı diye düşünürdüm, pek zarif kızmış. Üzüldüm hallerine, onlar girince bir gariplik oldu. Sonra insanlar boy boy fotoğraf çektirmeye yanlarına damladı. Kızlarını niye evde bırakmışlar diyodum ki, o fotoğraflara ben olsam kızımı katmak istemem. Bi de sonra herkes mıncıklıycak. Off.. Ünlü olmanın bedelini de görmüş olduk. Yalnız ne hikmetse aynı şeyi Altan Erkekli'ye yapmadılar. Soyadından tırsma ihtimali bir neden olabilir.
Aksarayda tek başı açık kadınkız yoktu. Sultanahmette dizi dizi şortlu sandaletli gariban turiz vardı. Bu iki dediğim de son derece rutin bilgiler zaten.
Köprüler ve otoyollar ücretsiz olduğu için ogs bi halta yaramadı, ne zaman kazandırdı ne bişii. Üstelik tüm şahinler otobana düşmüştü ve 120 civarında en sol şeritten seyretme lükslerini yaşıyorlardı. Biz de kıyın kıyın sağdan gittik.
Kırmızı ışıkta biri bize el edip arabadan memnun olup olmadığımızı sordu.
Ne kadar yakıyor, falan... Yoort çok nazikti.
Deniz bi kere bile cozutmadı. Ve bakın, uykum val ama sapıtmadım hala. diyip durdu. Üstelik yaşı ileri büyük teyzelerine de çok iyi davrandı, resimler yapıp duvarlarına yapıştırdı.
Balıkçı Zabahattin amca bayram bayram işinin başındaydı. Kıyafeti pek forma gibiydi. Gözümden süzülüp beynime kazınmış olmalı ki, pazar pazar yoordun mecburi kıyafet alışverişinde girdiği dükkanda kibar eleman bişiler çıkarınca 'Ahaa, balıkçı sabahattin kıyafeti bu' dedim. Eleman nezaketen güldü ama beni görgüsüz bulmuş olmalı. Ne bilsin istanbulda concon bi balıkçı var, sahibi de pek tanınmış, pek zengin.
Herhalde pırtık kıyafetli, ağ ören bi balıkçı zannetti. Öyle sanıyorum.
Birşeyden zehirlendim üzerinize afiyet.
Deniz burdan ayrılmadan dedesinin elini öptü. El öpüşmeyi maaile sevmesek de bir nevi ananemiz diye yaptık. Deniz öptükten sonra 'Eline sağlık eldeniz' demeyi uygun gördü. Niye el öperiz. Çok teelikeli.
Büyük teyzenin evindeyken bir anadolu bayanı geldi, komşuymuş. Bana zorla elini öptürttü. Konuşurken dişlerinin düştüğünden bahsetti. Benim işe geri dönme ihtimalim üzerine ağzından alevler çıkararak 'kocan çalışıyo otur çocuğuna bak evde' diye azarladı. Bir önceki ziyarette de biri 'niye dönmüyosun hala işe' diye azarlamıştı. Her iki teyzeden de ikinci çocuk yapmam konusunda kulak çekiştirmeleri aldım. Annen bişi demiyo mu sana da dedi bir teyzem. Hayır diyince niye, istemiyo mu torun dedi. Annemin bana bu konularda imada bile bulunmadığını, ağzımdaki şeker nedeniyle dilim dönemediği için anlatmadım.
Teyzeleri çok seviyorum. Kendimi yanlarında çok rahat hissediyorum. Öyle hissettiriyorlar. Bu ataklarını da çok be çok hoşgörüyorum.
Yapılacak işlerim var. O kadar istemiyorum ki.. Kendime çorba yaptım. Sabırsızlıkla bekliyorum düdüklüden çıkmalarını. Lahana, kereviz kökü, kereviz sapı, havuç, soğan. Tabak tabak yiycem.
Acaba yağmur yağıyor ya artık, sularımız biraz artmıştır, bir küvet doldurabilir miyim? Hayır otelden lemongrass'lı banyo tuzu aparttım da.
Arakçı, ayıp sana
Arakçı, ayıp sana
(Kaşif Dora'yı bilmiyonuz mu?)

12 yorum:

jasmingreentea dedi ki...

ulen kırk yılın bi başı istambola gelmişin yine çarpışamadık. gördüğün ünlüler konusuna ise kibarca çüş artık diycem. valla doğru söylüyo ya bu arkadaş ne zaman istambola gelse bakkala giderken dahi kendi tabiriyle bi "selebriti" görür, ha tümü de lüzumsuz tiplerdir ayrı, olsun, bu durum çobanın o günün kalanını sevindirik bi şekilde geçirmesine engel olmaz. es kaza mesela yolda bob dylan'ı veyahut tom waits'i falan görse (ki görebilir belli olmaz) napar bilmiyorum.
balıkçı sabahattin iyi olmuş. fener kavurma. leziz.

Köşenin Delisi dedi ki...

şeker büyükmüş herhalll hoahahoahoa yine çok güldüm hay allah razı olsun :)

kecilerin cobani dedi ki...

tabii cay, kolay mi ben sefil nirdee selebritiler nirdee. benim selebriti olma ihtimalim ihtimal disi. olasiliksiz. adam fawler okuyom da su gunlerde. bob dylan ben harper ve tom waits uclusunden birine bakkala giderken karsilasirsam enfarktus gelir bulur beni.
delicim. seker ne sekerr. biri bitiyo digeri hemen agzina tikiliyo. deniz de yiyemediklerini cop kutusu bellediginden beni, benim agzima tikistirip duruyo.
e yere tukurmesinden iyidir..
bak bu seker bayrami ve seker ikilemi mevzuu yeni bi yaziyi hakediyo.

miso dedi ki...

Çobanım,
O teyzeler başlatmasın ikinci üçüncü çocuk muhabbetlerine. Çok istiyorlarsa kendileri yapsınlar. (ehehe, yer mi kardiş? Sen bi sor bakalım)

Haa, bir de istanbul'u çok özledim. Gitmek istiyorum pek çok. Gidip bir de Petek yaparsam bir daha dönmem diye de korkuyorum amma:))

marruu

ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

heyyyyyyyyyoooooooooooooo ben yazdım bloguma chanson d'automne'u beeeeeeennnnn! yanlız kim yazmıştı onu unutmuştum apollinaire filan diye tahmin ediyordum ama kontrol etmeye de çok üşenmiştim. hihihi birden burda ona gonderme yapıldığını gorünce sanki yolda george clooney'e rastlamışım gibi sevindim yani.oyle diyim.

kecilerin cobani dedi ki...

misocum, gidersen yanina ilgazi alirsan guvenli olabilil belki. ehehe. korcan?
beni?...hmmmm.

nynym, eveet evet, biraz once senin blogundan geliyorum. yorum yazdim sana. simdi bi buraya geldim sen. ben de verlaine diye tahmin etmistim. dogrulamadim. en iyisi dogrulayayim internetten hemen bir.. )))

ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

aaaa sen beni kendi başına mı bulmuştun ki? ben de bendeki yorumu gorünce sendeki yorumdan gordün de şeyettin sandım. ben kontrol ettim dün gece, verlaine'miş hakkaten. halbuki hiç verlaine gibime gelmiyor hala düşününce. nasıl ama lisede size chanson d'automne'u mu okuttular? alla alla. çok şaşırdım. bir fransız lisesinde mi okudun acep? başka türlü olamaz herhalde. yalnız ben artık karar aldım senin bloga sabaha doğru girmiycem. kahkahalardan bütün apartman inliyor valla. hayır bir tek senin yazıların değil sana gelen comment'ler de çok komik. bir de sende okuduktan sonra 24 saat ortalıkta nasıl bir fırsat bulsam da oh afedelsiniz diyebilsem insanlara modunda yaşadım. çok hoştu.

kecilerin cobani dedi ki...

yok sana yorum yazdiktan sonra geldim buldum yazini benim blogda. bak kafam hala fena diil. )) eglenmene sevindim ben yazarken cok egleniyorum cunku.
verlaine ))) evet, bi nevi fransiz lisesi. yani frankofon bi lise daha dogrusu..

Evin Kedisi dedi ki...

Yemin ediyorum şu dakikada yorum yazacem diye buraya geldim ve ne okuduğumu hatırlamıyorum. Tek hatırladığım çok güldüğüm :) :) :)

ekmekcikiz dedi ki...

Ben Kaşif Dora'yı bilmiyooom.
Nedir?
Kimdir?
Peki, benim bundan neden haberim yoktur?
Allah Allah, yaa!
:((

elektra dedi ki...

ekmekçikız, kaşif dora, digitürk'ün çocuk kanallarından birinde oynayan birçizgifilm.ben de sabahın köründe çocuk kanalı zaplamalarından biliyorum:)

çobancımmm,ben de çok sayıda ünlü gördüm hayatım.hatta bu sabah bakırköyünde tarık akan'la gülümsedik birbirimize:))) tabii o beni görebildi mi tepeden bilmiyorum.öyle olduğunu düşünmek istiyorum:)))

kecilerin cobani dedi ki...

kediciim, ben bu dedigin duyguyu bi yerden biliyorum ama nerrden nerrrden )))))
elektlacim, ekmekcikız aciklamis cok guzel. bi tane hispanik ama ingilizce (bizim kanallarda turkce) konusan kalip sacli bi kizcaaz. azicik tombik. bogum bogum bileginde cicekli bilezik var yaninda da bot giyen bi maymunu var. arada bir yanlarina arakci tilki geliyo mallarini calmasin diye uc kere arakci ayip sanaaa diye bagiriyorlar. deniz alapçı tilki diyo ona. interaktif bir cizgifilm. ben de cok aktifim. hem de interim.. bi de cnbc-e'de haftasonu sabah ikiser ucer bolum birden izleyince beyin bulamaci oluyosun. hic gerek yok.
ekmekcikizciim, tarik akan'a bakacam diye ziplamis olabilirmisin, ona mi guldu acep. ehehe, aaa cok ayip bana cok ayip bana.