13 Ocak 2012

şu sıralar 'daha derin düşünmem ve belki de ifade etmem gerekir' anafikri çevresinde dönüp dönüp dolaşan bir çabaya girdim nedense. kimsenin beklediği yok. otur otunu ye, di mi?  büyüdüğümü ispat etmem lazım şahsıma, self esteem (kendi kendime estim üfürdüm anlamında)
eskiden (birkaç hafta öncesine kadar) konuşmakta dur durak bilmezdim. şimdi ortamı kurtarmak için anlamlı anlamsız cümleler sarf edip gürültü kirliliği yaratmaktansa -sessizce- iç çekiyorum. bugün birine bir laf atasım, gıcıklığına gıcıklığımla cevap veresim geldi bir an. ortaladı ve ben de tam doksandan şutlayacaktım. bir nefes aldım hemen geçti. bir nefes aldım, iki verdim. konuştuğun zaman, çoğunlukla, anlayacak kişilere konuş. gerçi seni anlıyorlarsa konuşmana da gerek yok, dolayısıyla konuşma konusunda bir koşuşturmaya da gerek yok.
hala yazarken eski şapkaları kullanmıyor ve cümleleri büyük harfle başlatamıyorum. tuşlara basarken, kendi uzayında kendisinin yukarısını gösteren (b)oka basmaya üşenir oldum.
hüseyin rahmi gürpınar'ın kokotlar mektebini orijinal dilde dün gece okumaya başladım. artık eski türkçe ile de aramın düne kadar olduğunu sandığımdan daha iyi olduğunu sanmıyorum. ya da şöyle diyeyim, neye atış yaptığını çıkarabildiğim halde tam türkçesini bilemiyorum. her biri için kökenini tahmin etmeye çalışıyorum, arapça ya da osmanlıca, çoğu zaman çuvallıyorum. tam türkçesini bilmeye çalışmak da, bir düşününce, enteresan geliyor bana. sanki türkçe mealini öğrendiğinde hissiyatın tam kalbine vurulmuş oluyor mu ki? yoksa anladığımızı düşündüğümüz şeyleri gerçekte, çok duymaktan mütevellit bir alışkanlık nedeniyle mi daha iyi anladığımızı düşünüyoruz? test edelim dedim, aldım sözlüğü elime, ya da yazım kılavuzunu hatırlamıyorum, kelimelerin manasını bir cümle ile özetlemeye çalıştım. babamla oynadığım oyundu bu küçükken. denizle de oynuyorum arada. masayı, tarağı vb. tariflemek kolay olur ama nispetle nesnel sözcüklerde '....xxx... işte yaa' diyip duruyorum. kime söyleseniz anlar' babında.
bu dil işleri beni şişler ne zamandır. dilbilimsel kitaplar okuyacağım. fonetik şeyettireceğim bir ara.

bazı insanların kalemleri kuvvetli oluyor hakikaten, takdire şayan. hatta gıcık. yutkumcuk oluyorum, gıpta ile böcük böcük bakakalıyorum.
fakat bilsin bu insanlar,  mesele neyi nasıl yazdığınız değil, düşündüğünüzü tamıyla tamamıyla yazabiliyor musunuz bakalım? ha? siz düşündüğünüzü tam olarak yansıtmadığınızı düşünseniz bile biri çıkıp 'ay düşündüğümü tam olarak yansıtmış bea' diyor, ödül veriyor mesela, jüri oluyor puan veriyor. o yüzden resimde de edebiyatta da ödüllerin hep ne po-litik ne-o-litik? olduğunu ne olup ne olmadığını düşünmüşümdür. ya da ödüle verilen kıymetin ödülü alan kişi tarafından sorgulanması önemlidir diye düşünmüşümür. müşe mü
ne ise ne,
onu yapacağım bunu yapacağım diyip duruyorum,
as i get older, i just prefer to knit. (tracey ullman)
anladığım anlamda çok anlıyorum kadının ne dediğini.

2 yorum:

parıltımtırak dedi ki...

Self güldüm ahaha :D

Evin Kedisi dedi ki...

Self esteem bayıldım :) Yirim, ben ona buna köpürürken uleyyyyn neden kimse yorum bırakmıyor, kendimde de o tembelliği fark ettim otuz yıl gelmeyip bir geldiğimde bütün yazıları devirip çıkma durumu :) Sen mi yazı yazma konusunda kendine çeki düzen verip başkasına takdire şayan falan diyorsun, bence harika ve de çok kendine özelsin hah yani bil. Çok sevgiler...özlemişim...