8 Eylül 2008

..and that's just the way it is

‘Until the end of the world’ diyesim geliyor. Ama değildi sanırım. Orda kör karısı için icat yapan bir William Hurt hatırlıyorum.
Rüyaları kaydettikleri bir film vardı.
Strange Days de değildi.
Nı-ıh, her zamanki gibi hatırlayamıyorum.
Her ne filmdi ise o, işte ordaki gibi bir ri-kor-dır istiyorum kendime. Rüyalar için değil, normal akıştaki hayatım için. Arada düğmesine basacağım bi zımbırtı.
Her ama herşey rüzgarla hızla yer değiştiren bir bulut gibiymiş gibi. Pofuduk bulut değil, seyrelmiş, incelmiş ve tel tel olmuş bir bulut. Bulutumsu..
Yazabilsem Çoban’ın İstanbul iş gezileri mealinde çiziktirirdim. Bazı enstantaneler komikti. Olmayanlara bile öylelermiş gibi bakardım belki eskiden, bilmiyorum.
Aklımda kalmıyor. Frekans arttıkça daha da zorlaşıyor.
Eskisi kadar da gülmüyorum sanırım.
Zevksizim.
Tembelim.
Eğlencelik değilim.
Van Morrisson’un ‘Keep it Simple’ albümündeki ‘Keep It Simple’ şarkısına takıntı öğesi abartılmış şekilde takılmış durumdayım.
‘And that’s that’ dediği satıra sanırım.

Ayrıkotu gibiyim.

Güdemeyeceğim yerde keçiler, kaçmadılar ama dağıldılar.

8 yorum:

Dufresne dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Arzu Çur dedi ki...

Hadi, hadi her şey geçer. Bu da geçer. Bir ucundan yaz sen iş seyahatlerini bak, yazarken seni de eğlendirirler.

Hoşgeldin:)

miso dedi ki...

Amann, hoşgeldin çobanım,

Hmmm, çok tanıdık satırlar bunlar. Farklı kelimelerle ifade edilmiş iğrenç miso bunalımları gibi. Doğru mu? Evet (Örtmenim ben, itaat et)

İşkadınlığı enteresan bir durum. Ben yırttım kendisinden, mutluyum şimdi. Keşke sen de gelebilsen bizim semalara ve topraklara. Beraber gezerdik; zaman zaman da uçuşa geçerdik seninle. Deli de bizi toplardı.

Ah canım benim. Bir stad yapsak senle... Nasıl merhem/melhem (her ne ise) olur biliyor musun? Garanti veririm. Memnun kalmazsan iade ederim. (neyi? heheh)

Öpüyorum seni çok. Komik değilim yazarken bile ömürlüksün bence. Valla. Seviyorum bak :)

marruu

şule dedi ki...

ya çobancım yaz n'olur. istanbul anilarini yaz, bunalimlarini yaz, ozledik seni. bak hem sadık bir hayran kitlen var goruyorsun, uzun zaman yazmasan bile gelip gidip bakiyorduk "belki yazmistir" diye umutla.
hadi ama yaaa :)

ekmekcikız dedi ki...

Aaa!
O kadar yaz yaz yaz dedik, sonna yazılı çoban olunca da, gelip bi selam sarkıtmamışım.
Kınadım kendimi, çok.

O sıkıntıların bir kısmı yazınca hafiflermiş, dedik. Hafiflesin, hadi.
:)

elektra dedi ki...

yazının sonlarında bir yerlerde eğlencelik değilim demişsiniz ya çoban hanımcım, afedelsiniz, gözümün önüne hülya koçyiğit geliverdi. ' ben sizin için eğlencelik değilim ednan'...aşkolsun çobanım, eğlencelik değilsin tabii. paylaşalım istiyoruz biz, o kadar:)
çoook mu yoğunsun? yazık ya. arada yaz ama sen yine de...
sevgiler...

kecilerin cobani dedi ki...

arzu cur, miso,sule, ekmekcikiz, elektla...
sevgiler, ictenlikle

Evin Kedisi dedi ki...

Hiyyyyy!

Hebelübebebüüüü! Konuşamadım sevinçten, geldin mi sen gııııı?! Kaçsınlar, dağılsınlar, ne olursa olsunlar ama yine de bir ses vermen çok iyi olmuş. ( Yazana bak, neredeyse aylardır girmiyor gibiyim ) Seni çoooook özledik Keçiler'im Çoban'ım, bak Deli de gitti, ikinizin yorumlarını da birbirine karıştırmıcam söz!!!

İyi ki varsın :) Öptüm kocaman.