19 Haziran 2007

Hay bin kunduz III

Görüldüğü üzere bu olay beni bir hafta neredeyse meşgul etti. Katılımcılara teşekkürlerimi borç bilirim.
Arabanın 'Okşizen sensır' ısı bugün gelmiş olmalıydı. Salı sallanırdı, ama bugün sallansa da olurdu. Bir nevi sallan yuvarlan olurdu. 15:00'e kadar bekledim. Hasretine dayanamayıp servis danışmanımı aradım. Üç ayrı kişiyle konuştum. Arkada 'Hüseyin lo geldi mi şu sensör' diye soruyorlar o da cevap olarak 'elimkehgnklmiel' diyor, sesini duyuyorum ama bir türlü telefona çıkmıyor. Hani tanımasam (!) diycem ki Hüseyin benden saklanıyor. En sonunda:
'bıyrın, ben oyum' diyerek açtı telefonu.
(Estağfurullah) 'E hani?' dedim
'Pardon sizin neydi?' diye göbek havası düzdü.
(Hadi orrrdan Hüseyiiiiiin) 'Okşişin sensiri problemi olan insan' dedim.
'Aaa yemin ederim sizin parça yeni geldi gümrükten yeni çıktı gakguk' dedi.
(niye yemin ediyosun?) 'Eee?' dedim.
'Yarın takabiliriz' der demez bir posta kaydım.
'Bekle bekle aramıyosunuz, tüm işlerimi iptal ettim (kısmen yalan olsa da külliyen gerçek olması da çok olası), hani bugündü hani 14:00'teydi şimdi yarın diyosunuz hımını hımını'.
Ben bile biliyorum ki bayan vıdıvıdısı, özellikle ince sesle yapılırsa pek caydırıcı olur.
'Peki o zaman kaçta gelebilirsiniz?'
'Hemen geliyorum, sabahtan beri bunu bekliyorum'
'Ama biraz bekletebiliriz'
'Hiç de bile bekletemezsiniz, hemen geliyorum'
'Pısss'
Hakikaten de hiç bekletemediler. İnsanın gözünün içine baka baka yalan söyledikleri, ancak böyle blöfleri havaya savuşturup yere düşmemesiyle ortaya çıkıyor. E bu blöflere ben bile alıştıysam herkes yapıyordur. Soruyorum, işini JIT yapan kişilere biraz haksızlık olmuyor mu? (Gerçi henüz karşılaşmadım, var mıdır?)

Bekleme odasına buyruldum. Geçen gün arabayı teslim etmeme yardımcı olan başka bir şahıs son derece içtenlikle bana 'Oşşgelidieniezzz' dedi. Baktım adam, yukarıdan bastırılmış Sean Bean. Hakikaten ama. Bu kadar olur. Yüzüklerden Boromir yani. Adamın tüm sanat yaşamını da bir karaktere sıkıştırabilirim, var bende potansiyel.

Ben oturdum misafir salonuna. Yayıldım bi koltukta, popom nerdeyse yere değecek. Klima var, limonata var, var da var. Televizyon kumandası bende. (Ben 4 senedir TV izlemiyorum, hayır manyaklıktan falan değil, ona zaman gelmiyor. Değişik bir his oldu dolayısıyla)
Oooh, ona bastım, buna bastım. Biraz azeri tv seyrettim. Şiveyi kaptım.
Sooora bi amca geldi. O salona girerken güneş bulutların arasına kaçtı, bir şimşek çaktı, ordan anlamalıydım.
Salak çoban, salak çoban.
Kibarımdır ben, topluluk içinde. Adam gelince biraz tinerle elime yapışan kumandayı çıkarıverdim. Koydum sehpaya.
Salak çoban, salak çoban.
Adam benim izlediğim 'hollandalı ing bank, oyakbankı satınnn....' programına bakarken bacağı seyiriyordu. İki saniye içinde yanıma yetti:
'İzliyor musunuz?'
(Yok amca, ben öööle spikerin kolyesine bakıyorum, bi yandan hayaller kurup bir yandan içimden türkü söylüyom): 'İzliyorum, ama siz isterseniz buyrun kumanda'.
Salak çoban, salak çoban.
Adam benim babamın biraz genci. Niye babam diyorum? Şu yüzden: babam bir klasik türk müzüü hastası. Hayır sadece o değil, amcam, babaannem, annem, yengem, amaaan herkes yaaa. Çıldırıciiim. Benim çocukluğum fasıllar içinde geçti. Evet, hafiften geriatrik havaları seziyorum kendimde: bunları zaten daha önce yazmıştım. Neyse, ben de severim, tamam. Ama bir doygunluk noktası varsa insanda ve tutkusu da yoksa bu yönde, bir müddet sonra işkence haline dönüşebilir. Bir de şunu anlayamam oldum olası: şarkı söyleyen insanları televizyonda izlemek. Bazen güzel olur. Şov olur, atraksiyon olur. Ama bu ne: hemcins giyinmiş bir takım ciddi müzikisiyenler topluca eziyet çeker gibi bir ifadeyle terennüm ediyorlar. (Bi tek ayşe taş'ı severim, sharon'la akrabalıkları cilve bazında..)
('Amca, noolur çevir, sana dvd alıcam söz.')
Bir de amcam, şarkılara eşlik etmeliydi. Yaptı bunu. Sesi çok kötüydü, özür dilerim, çok kötü. Ayağına göktaşı düşmüştü ve aynı anda bir koala keline yapışmıştı. Bu ses değildi, inleyişti. Isırganotuydu, tahtadaki tırnak sesiydi, dişlerin yüne sürtülmesiydi. Böhhüüüüü.. Amca bir de fısırfısır gibi yorumlar da yaptı. Beğenmedi anladığım kadarıyla icraatı..
Annecim, bir de teyze geldi. Anneeeeee, o ne şapka öyle?
Gazetemle hemen yüzümü örttüm.
Yani şimdi, şapka çok enteresandı. Tarif etme yeteneğimi tanjant geçer. Yine de kabaca, kremalı pasta falan desem?
Ama canım teyzem, o kadar güzel yüksek oktav konuştu ki amcayı kıl etmeyi becerdi. Öpesim varr..
(Bu arada dilime bir şarkı takıldı: Leopard skin pill-box head, şöyle gidiyor sözleri:

Well, I see you got your brand new leopard-skin pill-box hat
Yes, I see you got your brand new leopard-skin pill-box hat
Well, you must tell me, baby
How your head feels under somethin' like that
Under your brand new leopard-skin pill-box hat

Well, you look so pretty in it
Honey, can I jump on it sometime?
Yes, I just wanna see
If it's really that expensive kind
You know it balances on your head
Just like a mattress balances
On a bottle of wine
Your brand new leopard-skin pill-box hat......)

Sonra nasıl oldu ben de bilmiyorum, kendimi dışarı attım.
Ben eğleniyorum çok çok, eğlendikçe gözlüyorum, gözledikçe eğleniyorum, eğleme, gözleme, bir kısır döngü, hoş oluyor. (ıım, karnım acıkmış olabilir.)
İnsan manzaraları.
Attım kendimi dışarı, çıkmış arabam.
Oksijen sensörünü görseniz, acıdım ona bir an. 40 cm'lik bir solucan, iki tarafına metalden kafalar yapmışlar. Yazık canım. Eskisini veriyor servisim, sağolsun. Çünkü biz bunları müzeye koyabiliriz, veya daha romantikler yastık altında saklayabilirler. Değil mi?

Hüsiin'e el sallayıp gittim sonra.

9 yorum:

jasmingreentea dedi ki...

daha sık halk arasına karışmalısın. bize eğlence çıkıyo.

Lilium Bosniacum dedi ki...

:D aynen öyle... :)

kecilerin cobani dedi ki...

doğru. artık hergun servise gidicem. bekleme salonunda bisii bekliyo gibi yapip yazi yazicam.
belki bigun aziz nesin'in kapasitesinin pikoda biri olabilirm.
:-)

Köşenin Delisi dedi ki...

ulen bu kadar sık yazı yayınlamak için benim doğurmamı mı bekliyodun? Sen tembel bulokçular kulübüne veda et bence artık çobanım :)) Bide jasmin'e katılmadan edemicem...sen eğleniyorsun gözlemlerken, ama biz daha çok eğleniyoruz okurken hihihihi :)) Bu arada...naber :D

kecilerin cobani dedi ki...

delicim, zaten ben bu sıklıkta yazıyorum birkaç haftadir. ama sen doğumdan önce gunde 3 tane post çakabildigin icin benimkiler yine de az gorunmustur, simdi cok gorunuyordur gozune.
valla, bilseydim hayfan gibi, afedelsiniz, gulecegini: dikisi ve kikisi olanlar simdilik okumasinlar diye tikkat cumlesi yazacaktim.
:-) gelcem haftaya. (attım üstümden ya mikrok kaptırırsam fikrini, maske takicam)sonra da yiycem sizi.

Köşenin Delisi dedi ki...

ye bizi :))

miso dedi ki...

öldüm gülmekten. her şeye, her şeye :) En çok listesi de yapmak istiyorum ama cidden her şeye güldüm pek çok. Adama çemkirmene, sanat müziği durumuna (kayınpeder+valide 24 saat dinliyorlar, eskişehirden vınn kaçasım geliyor), göktaşı+koala ikilisine falan filan.

öperim
marruu

Dufresne, dedi ki...

Sen çözdün bu adamları, tavır süper. Başkası( for example ben ) olsa tamam deyip kapardı telefonu. Bu konuda daha pişmem lazım. İbret aldım yazıdan, kulağıma küpe olsun :)

O adamların türkçeleri süperdir, adam 4 şey söyler sen birini anlamazsın ama çırak 8 malzeme birden getir :))

kecilerin cobani dedi ki...

misocum, haller komikti ama cidden. İnsan matrak bir gozle bakinca ne malzemeler cikiyor. Su ruh halim gecmedi bir turlu. :-)))
ben de operim, cok cok.
mösyöduffğeyyn, sesini inceltip vıdıvıdı yapmanı tavsiye etmem. Er kişilerde ters tepiyo bu durum.
Onun dışında aklına ne kadar blöf gelirse hepsini yap. Hemen yutuyolar zokayı.
Evet, bana ilk defa okşizen sensırı dediğinde oşkoşzigoş gibi bişi anlamıştım. (Biraz da konuyla ilgili sorunum var, birgün yazmalıyım..)