Endi diyorum!
Ama bak misonun biricigi evlendi yine yazdi.
Ben evlendim, bloğ mloğ olsa yazardım yeminle. Eminim deli de yazardı. Performans çocuk mocuk boncuk dinlemedi.
Gitti bitti bloğ kardeşliği falan.
Hani sen dolma saracaktın da bi yerlerde yiycektik.
Bizim evin hali harap olmasa yine çağırıcam ama rögar kapaaa bile açık bilmiyorum...
Miso, deli?
Çıktırın seslerinizi.
Blog Kardeşliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog Kardeşliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ağustos 2007
11 Mayıs 2007
Şenlik Menlik
Eveet, bugün yine o güzel günlerden biriydi. Katılanlara sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
PDeli'yi aldııık Deniz'le birlikte onun Oti'deki işlerini halletmesine refakat ettik. Sonra şenlik (ben panayır diycem) yerine geldik. Yeni yeni başlıyordu sanırım. Çünkü gözleme stand'ının önünde hiç sıra yoktu. Ben uyanıklık edip (şark tipi) yanıma hiç para almadım :-P, o yüzden PDeli'ye gözlemelerimizi ve içeceklerimizi aldırdık. Sonra Miso geldi.
PDeli'nin Miso'su çok candan, çok matrak ve çok hoş görünüşlü biri. Çok'ların altını çizelim..(Şimdii, o okur diye yazmıyorum, keşke okumasa da daha yazsam). Yazdıklarının ötesi bişii. Deniz de hemen bayıldı tabi Miso'ya.
Hıh, o geldi ya, hemen onun da cüzdanını boşaltma cihetine gittik, Deniz kendisine pamuk helva aldırttı, su aldırttıııık. Sonra biraz daha PDeli'ye döndük, ona da mıstır ve dondurmalı kavun aldırttık. Süperiz di mi? Tabii bitmedi, en güzeli de, Miso'nun soğuk biralarının bir şişesini aparmak oldu ki, yani çok hora geçti. :-) Ben de götürecektim ama ben çoğu şeyi yine unuttum, bazılarını da hatırlamama rağmen koşturuktan alamadım.
Deniz, (tamamen içgüdüsel olarak sanırım çünkü anne tıntın), bir prenses edasıyla gözlemesini yedi. (Tüm yiyeceklerini tutması için de zavallı Miso'yu görevlendirdi. Çoban karşıda gekgekgüberek, oh ne güzel oldu diye gerine gerine oturdu) Ama biz üstünde acıcık ot olan toprakta otururken hanfendi kendine bi taş buldu. Ayakları da parmakucu yaptı yine. Mide dolunca dans faslı başladı cilveli cilveli. (Hayır yaa, ben diyil, tööbe tööbeee). Deniz yani, seyirci vardı çünküm. Sonra da düştü. Azıcık ağladı, biraz pansumanvari bişii yaptık sonra da oturdu bi saat boya yaptı. Tabi Miso'ya 'sen de boyaaaasanaaa' eşliğiyle, onun da tecrübeli katılımıyla.
Bitmek üzereyken LKYHN geldi, biraz ona homur homur yaptı çünkü uykusuzluk ciddi boyutlara ulaşmış. Daha sonra Miso'nun Kıvır'ı geldi, (çok özür dilerim, adını hatırlamadığım ya da duyamadığım (hangisi onu bile hatırlamıyorum tü bana)) çok hoş bir abla da geldi. Bir de ikinci Kıvır (anlatıcam birazdan)
Deniz artık mızırdamaya ve gidelim gidelim demeye başladı. Ben o sıralardaki konuşmalara mümkün olduğu kadar katılmaya çalışsam da mümkünün de bi sınırı oldu maalesef.
Deniz dönüş yolunda sızar diye düşünmüştüm 'çoban, kızın mevzubahisse sen ne beklersen tersi olur, hiç ıkınma' kuralı işledi ve arkadaş gözünü bile kırpmadı. Sonra Erdeniz'in kucağında uyumak istediğini söyledi (Nııı, pek sıradışı?) Dedesi, o da hasta ve dizi şiş bizim evdeydi bugün. Deniz'in de dizi yaralı ya, kendini ona çok yakın hissetti ve eve gelir gelmez kucağına zıpladı. Birlikte topalladılar. Bıyık altından çok güldüm.
Biraz önce 'bugün ne güzeldi di mi' başlıklı konuşmamızı yaptık. Ayakta uyuduğunu düşündüğüm dönemi tırtıkladım: 'Sonra LKYHN geldii, sonra Kıvır geldiii'
el-cevap: 'Iıı sonla da öteki kıvıl geldi. Ama o çok kıvıl diiildi.' (?? isim zikretmedi)
Yapılacaklar:
Miso ve PDeli'yle kafa çekilecek.
Iııı, düzeltiyorum, Miso'yla kafa çekilecek. (malum)
Kızlara diledikleri ısmarlama yapılacak, gönülleri hoş tutulacak.
Pek kuru oldu di mi, napiiim, fotoğraf makinesi de unutulanlar listesinde ve cep telefonu şarj'ın dibindeydi.
PDeli'yi aldııık Deniz'le birlikte onun Oti'deki işlerini halletmesine refakat ettik. Sonra şenlik (ben panayır diycem) yerine geldik. Yeni yeni başlıyordu sanırım. Çünkü gözleme stand'ının önünde hiç sıra yoktu. Ben uyanıklık edip (şark tipi) yanıma hiç para almadım :-P, o yüzden PDeli'ye gözlemelerimizi ve içeceklerimizi aldırdık. Sonra Miso geldi.
PDeli'nin Miso'su çok candan, çok matrak ve çok hoş görünüşlü biri. Çok'ların altını çizelim..(Şimdii, o okur diye yazmıyorum, keşke okumasa da daha yazsam). Yazdıklarının ötesi bişii. Deniz de hemen bayıldı tabi Miso'ya.
Hıh, o geldi ya, hemen onun da cüzdanını boşaltma cihetine gittik, Deniz kendisine pamuk helva aldırttı, su aldırttıııık. Sonra biraz daha PDeli'ye döndük, ona da mıstır ve dondurmalı kavun aldırttık. Süperiz di mi? Tabii bitmedi, en güzeli de, Miso'nun soğuk biralarının bir şişesini aparmak oldu ki, yani çok hora geçti. :-) Ben de götürecektim ama ben çoğu şeyi yine unuttum, bazılarını da hatırlamama rağmen koşturuktan alamadım.
Deniz, (tamamen içgüdüsel olarak sanırım çünkü anne tıntın), bir prenses edasıyla gözlemesini yedi. (Tüm yiyeceklerini tutması için de zavallı Miso'yu görevlendirdi. Çoban karşıda gekgekgüberek, oh ne güzel oldu diye gerine gerine oturdu) Ama biz üstünde acıcık ot olan toprakta otururken hanfendi kendine bi taş buldu. Ayakları da parmakucu yaptı yine. Mide dolunca dans faslı başladı cilveli cilveli. (Hayır yaa, ben diyil, tööbe tööbeee). Deniz yani, seyirci vardı çünküm. Sonra da düştü. Azıcık ağladı, biraz pansumanvari bişii yaptık sonra da oturdu bi saat boya yaptı. Tabi Miso'ya 'sen de boyaaaasanaaa' eşliğiyle, onun da tecrübeli katılımıyla.
Bitmek üzereyken LKYHN geldi, biraz ona homur homur yaptı çünkü uykusuzluk ciddi boyutlara ulaşmış. Daha sonra Miso'nun Kıvır'ı geldi, (çok özür dilerim, adını hatırlamadığım ya da duyamadığım (hangisi onu bile hatırlamıyorum tü bana)) çok hoş bir abla da geldi. Bir de ikinci Kıvır (anlatıcam birazdan)
Deniz artık mızırdamaya ve gidelim gidelim demeye başladı. Ben o sıralardaki konuşmalara mümkün olduğu kadar katılmaya çalışsam da mümkünün de bi sınırı oldu maalesef.
Deniz dönüş yolunda sızar diye düşünmüştüm 'çoban, kızın mevzubahisse sen ne beklersen tersi olur, hiç ıkınma' kuralı işledi ve arkadaş gözünü bile kırpmadı. Sonra Erdeniz'in kucağında uyumak istediğini söyledi (Nııı, pek sıradışı?) Dedesi, o da hasta ve dizi şiş bizim evdeydi bugün. Deniz'in de dizi yaralı ya, kendini ona çok yakın hissetti ve eve gelir gelmez kucağına zıpladı. Birlikte topalladılar. Bıyık altından çok güldüm.
Biraz önce 'bugün ne güzeldi di mi' başlıklı konuşmamızı yaptık. Ayakta uyuduğunu düşündüğüm dönemi tırtıkladım: 'Sonra LKYHN geldii, sonra Kıvır geldiii'
el-cevap: 'Iıı sonla da öteki kıvıl geldi. Ama o çok kıvıl diiildi.' (?? isim zikretmedi)
Yapılacaklar:
Miso ve PDeli'yle kafa çekilecek.
Iııı, düzeltiyorum, Miso'yla kafa çekilecek. (malum)
Kızlara diledikleri ısmarlama yapılacak, gönülleri hoş tutulacak.
Pek kuru oldu di mi, napiiim, fotoğraf makinesi de unutulanlar listesinde ve cep telefonu şarj'ın dibindeydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)