Sabah 33.4 yaş dişim çekilsin diye bir ay önce almış olduğum randevuya gitmek gereği vardı. Denizle Yoort da beni yalnız bırakmadılar. Vakitlice çıkmayı beee-cer-diiiik. Beceremedik diycem sanılıyo di mi? He heyyy!
Hekimim devamlı güldürüyor. Espiriklerine aynı komiklikte yanıtlarım olduğunu tecrübe etmiş olduğu için, ya oyarken ya da içine bade koyarken güldürüyor ki cevap veremeyeyim.
Ama artık tele-patik olduk. Tam dişime abanmışken arkadan vıdı vıdı kulağa gelen müziği farkettim, eddie abi 'hiyyeeyyt, i'm still alive' kisminda bağırıyor. Kaşım gözüm oynadı boğaz suyum fokurdadı, 'biliyorum biliyorum mahsus koydum' deyip konuyu kapattı.
Deniz'e 'Bir ara senin dişlerine de bakalım gel de' dedi.
Deniz de 'Gelemem, ben pedodontiste gidicem' dedi.
Pedodontistin bayan olduğunu ve önceden bu konuyu konuştuğumuzu anlatıp gönül aldım.
Dişimi son anda çöpten kurtarıp cebime aldım, Deniz'e göstermek için. İki kez de anlattım prosedürü. Yüz kez de göstermek zorunda kaldım. Bi daaa bakiim, bi daaa bakiim. Yastığın altına koyucam bakiim peri meri geliyo mu yoksa kandırıldık mı?
Şuşiciye gittik ama ikimiz de şuşi yiyemedik. Ben bayılırım ama pirinç yasak. Oyuğa kaçmasın diye. Yoort da bıkmış olduğunu söyledi ki, acayip gıcık oldum. Yok o toplantı bu iş yemeği derken su-şii yiyip duruyorlarmış meğer. İnsan kalanları paket yaptırmaz mı? Evdeki de nasiplensin!
Biri damaktan olmak üzere yediğim iki iğnenin etkisi şimdi geçiyor. Iyyyggg.
Dişimle (ve erkeğimle) oynanmasından oldum olası hazzetmem zaten.
Aarıya!