Ebesobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ebesobe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2007

Kısım 2: Anne ebesi. Annemin ebesi kimdi acıba?

Ağaçkakancım dürtmüş gitmiş.

Nasıl birşey anne olmak.

Güzel bişiii öncelikle. Ehehehe...
İnsanın hafiften karakterinin kemik kısımlarını törpüleyip acıcıktan şekil şemal veren bir durumdur.
Zordur bence. Hiç de kolay değildir. Ama bu kişiliğinizle alakalıdır. Herşeye kafayı takan mükemmeliyetçi bir anneyle hayatında rahat ve vurdumduymaz iki annenin anneliği algılayışı da, yaşadıkları tecrübelerin şiddetleri de farklıdır.

Geçen gün düşünüyordum. Ben günlerimi kolay geçirmedim ilk iki sene. Peki benim annem 14 ay arayla iki çocuk ve aynı zamanda iki yaşlı kişiyle nasıl ilgilendi. Efenim, şöyle ilgilendi: Mesleğini bıraktı, eve girdi 6 sene kadar evden pek çıkamadı. Sosyal hayatı hafiften pörtledi sonra da panik atak oldu. Buyrun. Ama bizi harika yetiştirdi ve baktığı iki insandan biri olan ve kendisine pek iyi davranmayan kayınvalide son nefesini vermeden önce gelininin elini öptü.
Hiçbir zaman şikayet ettiğini duymadım. Böyle de yaptım şöyle de yaptım dediğini de. Evet, çoklukla kişilik özelliği ama zamanla öğrenilmiş bir durum da aynı zamanda. Biliyorum, çünkü ben de şikayet etmedim. Çocuk olmasaydı mevzu bahis az şikayet etmezdim.

Öte yandan, şu günler eski günlerle karşılaştırılabilecek günler de değil. Rekabetçilik diz boyu, oyuncak sanayii fena halde gelişti, herkesin herşeyi olması gerektiği gibi bir baskı altındayız. Eskiden kreşe mecburiyetten gidilirdi şimdi branş dersleri yok piyano yok yüzme yok cart yok curt diye çocuklar erken geliştiriliyor eskisine göre. Haliyle insan da aman benim çocuğum eksik kalacak paranoyasıyla yüzyüze geliyor. Bundan arındırmak çok kolay değil kendini. Bu yüzden işte annelik zor. Keza babalık da. Babalık komik bi laf..

Annelik, yavrunun yüzüne baktıkça daha önce hiç olmadığı şekilde içinin tir tir tirrrtemesi olduğuna göre önceden pek rastlanılmayan çok yoğun bir duygu olsa gerek..
İnsanı ayak öpmeye alıştırdığı için bet bişii.
Sabrı sınadığı için öt bişii.
Gururlandırdığı için tehlikeli bişii. Ben yaptım bunu bak nasıl olmuş, ben öğrettim, ben şeyettim, ben şoyettim.
Estetik kaygıları yok ettiği için tebrik edilesi bişii. Annenin hem kendine bakışı hem de çocuğuna bakışı açısından.
Fedakarlığa zorladığı için de biraz nazik.
Koşulsuz sevgiyi tam anlamıyla öğrettiği için de kutsal bişii.

Öööle de bişii galiba.

Guncelleme: Bi dakka, bu isin sonunda baskasina sobe demezsen ömür boyu ebe kalabiliyo musun? aman diyim. Yorumlar arasında içindeki cevheri iyice açığa çıkardığını gördüğüm için ELEKTLA seni sobeliyorum..

Kısım 1: Sevmem ebesi. Ebesini de sevmem zaten.

Önce Elektra, sonra Agaçkakan sobe etmişler. Kronolojik sırayla yazmak icab eder.

Neleri sevmem ebesi:
Önce başlıklara ayıralım, düzen, tertip arkadaşlar:

İnsan manzaraları:
Yüzüne pek cilveli gülüp dünyanın en iyi dostuymuş gibi konuşan arkandan yerin dibine sokanları sevmem.
Devamlı harisçe gözetleyenleri sevmem.
Sürekli kendinden bahseden ve karşıdakini dinlemeyeni sevmem.
Riyakarlar. Çıkarcılar. Bu da ilk yazdığım grupla çakışır zaten.
Softalar, köktenciler, ömürcek kafalılar, fanatikler..
Çocuğu istemediği birşeyi yaptı veya istediği şeyi yapmadı diye ona git seni sevmiyorum diyen annelerle çocuğunu döven anneler...

Yemek manzaraları:
Her türlü tatlı, çikolata.
Midemi yakan şeyler: kahve, çay..
Ciğer dışında sakatat.
Kuyruk yağı da.
Domuz hele hiç.
Kars gravyer, çiğ semizotu ve ayva yedikten sonra ağzımın içinin hali...

Vücutsal:
Ayak, ter, öt, kusmuk ve ağız kokusu.
Yanaklarımın kızarması. O yüzden başkalarının yanakları kızarırsa da bakamam.

Meslek gruplarına göre:
Ustalar.
Diş hekimi severim, kendilerini ziyarete gitmeyi sevmem. İade_i ziyaret olursa iyi ağırlarım.

Kategorisiz:
Unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu yüzünden anlatırken anlatırken fıkranın sonunu unutma halleri.

Burda bitiriyorum. Aklıma gelmeyen vardır.
Aklıma gelmeyen başıma da gelmesin işalllalaaaaahhh.